ODALAR

15 Eylül 2011 Perşembe

BEYOĞLU SAHAF FESTİVALİ [2011]

Bazen gün geceden ayrılmaz, nasıl bir ruh halindeyseniz öyle devam eder ya, sahaf festivaline gittiğimiz serin Eylül akşamı da bu minvalde bir zaman dilimiydi benim için. Uykusuz, yedi saatlik derin bir muhabbetin ardından (zihinsel enerjimi tamamen sarfettiğim için) bitap düşmüş bir haldeydim.

Sonra çok düşünceli, çok tatlı birinin elinden bir fincan Türk kahvesi içtim ve çıkıp gittik.

Festival alanı harikuladeydi tabii. Bizim gibi kitap delileri için yaklaşık 70 sahaf dükkanı az şey mi? Her ne kadar ellerindeki kitapların cüzi bir kısmını getirebilmiş olsalar da dükkanlar tıkabasa doluydu.

Cebimde usûlen yazdığım birkaç kalemlik bir liste vardı ama asıl derdim koleksiyonumun tek eksiği olan Agatha Christie'yi, yani Meçhul Düşman'ı bulmaktı. Sora sora 5-6 sahaf kadar ilerledikten sonra bir yerde Paul-Jacques Bonzon romanları görünce durdum. Kitapları karıştırırken, daha ne aradığımı soramadan sahaf beyefendi telefonla biteceğe hiç benzemeyen bir konuşmaya başladı. Arapça kelimelerin hoş tınılarını dinlerken bir süre bakındım ama oyalanacak vakit yoktu maalesef. Sahaf, bir duraksama anında beklediğimi farkedince döndü, Agatha Christie olup olmadığını sordum, yok dedi. Biraz ilerlemiştim ki ardımdan bir çocuğun seslendiğini duydum. "Var, var gel abla." :) Geri döndüm, "Kusura bakmayın ben demin telefonla konuşurken anlamamışım ne sorduğunuzu. Bunlar var.." dedi sahaf ve  bir deste Christie çıkardı. Tamamı Ak Yayınevi, eski basım kitapların en üstte olanını gördüğümde sevinçten kalbim duracaktı neredeyse. Tertemiz, düzgün ciltli bir Meçhul Düşman.. Daha önce sevgili Deniz le konuştuğumuzda -onu ve belki de kendimi teselli için- söylediğim gibi oracıkta hakikaten bekliyordu işte. Fiyat filan hiç umurumda olmadı tabii. Ağzımı kulaklarımdan geri toplamaya çalışarak kitabı aldım. Öyle bir şok geçirmişim ki diğerlerine doğru dürüst bakmadım bile. Halbuki şimdi düşünüyorum da içlerinde o basımını da isteyeceklerim olabilirdi, sadece Daktilodaki Parmak kitabını hatırlıyorum Ak Yayınları'nın içinde, öbürlerine bakıp görmemişim :)

Gecenin başrolü böylece sahneye çıktıktan sonra, Can Yayınları'nı sebil etmiş bir sahaftan Peride Celal'in Deli Aşk'ını, yine klasikleri 3 TL'den satan, aradığımız çocuk kitaplarını tepemizden yağdırmak suretiyle çok yardımsever ve iyi niyetli bir dükkan sahibinden  (o gün arkadaşımla konuştuğumuz için aklıma düşen) Faust'u aldım. Faust'un da çok tuhaf bir yeri vardır bende, onu kitabı okuyunca anlatırım inşallah.

Sonra bir yerde Ayrıntı Yayınları'nı görünce aniden zihnimde bir ampül yandı. Aşk Vesaire'yi okumak isteyip de ilk kitabının basımı olmadığı için almadığım bir Julian Barnes kitabı vardı: Seni Sevmiyorum. Birkaç sahaf ilerleyince onu da görerek bir kez daha sevindim.

En son çıkışta bir tezgahta yine tüm kitaplar 5 TL'ydi ve Christie'ler de vardı. Uyuyan Ölüm ve Beş Küçük Domuz'un almak istediğim baskıları var mı diye bakarken Kırmızı İşaret'e rastgeldim. Christie'nin bir öykü derlemesi olan kitaptaki bazı hikayelerin bende olmadığını farkedince, o kitabı da aldıklarıma ekledim. Uyuyan Ölüm'ün istediğim baskısı vardı ama feci şekilde yıpranmıştı, onu alamadım maalesef.

Bu sene 5.si düzenlenen Sahaf Festivali'nden, geçen sene bittikten sonra haberdar olmuş ve üzülmüştüm. Bu defa çok istesem de  ancak son günlerinde gitme ihtimalim var gibi görünüyordu.  Bazı güzel insanlar devreye girince 3. günü gittik ve daha bir kısım tezgahlar bile açılmamıştı.

Öyle güzel ki, tek sefer ve kısıtlı bir zaman diliminde gitmek yetmiyor maalesef. Belki de böyle olması çılgın gibi kitap almama engel olması açısından hayırlı olmuştur kimbilir. Zaten okunacak yığınla kitap varken, onlara yenilerini eklemeden evvel yükü biraz azaltmak lazım diye kendi kendime telkin ediyorum sürekli. Sonra zaten festivale gelen sahaflardan bazılarının dükkanına da gitmeyi planladığım için şimdilik bu kadar yeter.

Bu arada bu yazı yayınlandığında festival devam ediyor olacak. İstanbul'daysanız, 25 Eylül'e kadar Tepebaşı'nda TRT binasının arkasına kurulan Sahaf Festivali'ne gidip, 3-4-5 TL'den başlayan fiyatlarla muhteşem kitaplar alabilir, toz-küf-kağıt kokularıyla sarmaşıp kendinizden geçebilirsiniz. Bazı dükkanları ise durup sadece seyretseniz bile değer diyorum.


10 yorum:

  1. İnan çok mutlu oldum Meçhul Düşmanı bulmana. Çok dua etmiştim. Eğer bulamasaydın başka bir çözümüm vardı kafamda ;)

    YanıtlaSil
  2. Uzun zamandır aranılan eski basım bir kitabı bulmanın mutluluğunu ve heyecanını çok iyi anlıyorum:) ben de festivale gittim ancak hem fazla bakınmaya vaktim yoktu hem de sırada beni bekleyen kitaplarım o kadar fazla ki pek inceleyemedim.. yine de tekrar gitmek istiyorum festival bitmeden..:)

    YanıtlaSil
  3. Ben ilk gününün akşamı gittim.Saat 20den 23e kadar oradaydım aynı yerleri tekrar tekrar dolandım her dolanmamda kaçırdığım bir şeyi gördüm.Kitapsever insan olunca böyle yerlerden çıkasım gelmez hiç, bir de sahaf festivalini kitap fuarıyla karşılaştıranlar olmuş, bence karşılaştırılmaması gerek.Sahaflarda bambaşka bir ortam bambaşka bir atmosfer var orada standlar buram buram eski kokuyor :)

    YanıtlaSil
  4. Harika ya. Ve beni yine İstanbulda olmadığım için kötü yapan bir olay.

    YanıtlaSil
  5. Deniz'cim, zaten bulduğum anda hemen aklıma sen geldin. Yürekten dilemişiz demek ki. Sağol canım.


    Eren,

    :) Çok güzel bir duygu hakikaten. Festival benim için de kısa ve kontrollüydü maalesef.

    Emreabf,

    Uzun uzun gezme imkanınız ne iyi olmuş. Tekrar bakabilseydim eminim çok daha fazla kitap çıkacaktı ama bu seferlik tadında kaldı böyle. Kitap fuarıyla alakası yok, katılıyorum. Zaten internetten her türlü kitabı çok daha uyguna bulabilirken artık fuarın eski tadı da yok. Geçen sene ki sahaf bölümünü genişletirlerse bir manası olacak benim için.

    Konuşma Baloncuğu,

    Ben de yazıyı eklerken onu düşündüm. Uzakta olsaydım ne hayıflanırdım diye.Gerçi geçen sene bittikten sonra haberim olduğu için buradayken dahi gidememiştim. Kısmet.

    YanıtlaSil
  6. maalesef ben eski kitap okumayı sevmiyorum :(( illa sıfır olacak ilk önce sayfaları ben açacağım...kapağını önce ben yıpratacağım açıp kapatırken...bu huyumdan hiç memnun değilim aslında...ama elimden daha fazlası gelmiyor...istediğin agatha kitabına ulaşmana sevindim ;)bi ara ben de çok okudum...inşaAllah bir daha ve hep gitmek nasip olur bu fuara ;) sevgiler...

    YanıtlaSil
  7. Gittim ama kitap almadım uzun uzun dolaştım. Bitmeden bir daha gidip, bir listem var o kitapları almak istiyorum, bakalım :)

    YanıtlaSil
  8. sihirli torba,

    Bazı kitapların yeni basımını bulmak mümkün değil. Hoş olsaydı da yine eski kitap alırdım sanırım. Hepsinin yeri başka. Normalde kendi kitaplarımda en ufak bir buruşma, yıpranma v.s.'e müsaade etmem ama ikinci el kitapların önceki hayatlarına dair izleri hoşuma gidiyor. Ama okuyamayanları da anlamıyor değilim, yapıyla alakalı biraz. Fuar harikuladeydi. Temennin için teşekkürler, katılıyorum..

    Aslı,

    Almadan dolaşmaya sabredemezdim sanırım. Ayrıca bir daha gidişime listemdeki kitaplar ya satılırsa diye içim içimi yerdi. Ama tekrar gidecek olmanız çok hoş tabii. :)

    YanıtlaSil
  9. Bu sene festivale katılamadım, nasıl üzüldüm :/

    YanıtlaSil
  10. Kaçırsaydım ben de çok üzülecektim. Geçen sene bittikten sonra haberim olmuştu.

    YanıtlaSil

Burası sukûnetin hakim olduğu, tenha bir kütüphane. İçinden geçenleri fısılda ki orada olduğunu bileyim.