ODALAR

30 Temmuz 2019 Salı

GİZLİ EL Reşat Nuri Güntekin

Yayın Evi: İnkılap ve Aka
Basım Yılı: 1976
Sayfa Sayısı: 160

Görünmez bir el göğsüme basıyor, nefesimi kesiyor gibiydi. [Çalıkuşu, sf 149]


Görünmez el mevhumunu pek seven yazar bunu önce Çalıkuşu'nda bir cümlede kullanmış. İki sene sonrasında yayınlanan Gizli El romanını ise önce tamamen farklı bir odak noktası üzerinden; resmi dairelerde nüfuzlu tanıdık imtiyazı ve vurgunculuğu hicvetmek için kurguladığını, bu eleştirel üslûp dönemin sansürüne takılınca da romandaki ufak bir aşk hikayesini ön plana alarak bu eli kocasını farkettirmeden koruyan bir kadın eline dönüştürdüğünü kitabın başına yazdığı önsözde okuyoruz.
Sıkıcı bir memuriyet hayatı süren Şeref, tayin olduğu kasabada yaşlı bir doktorla tanışır. Doktorun ahbabı Aziz Paşa’nın kızı Seniha’ya aşık olur ve onunla evlenir. Karısıyla mutlu ve kayınpederinin işleri ile uğraşarak gitgide zenginleşen bir adamdır artık. Fakat bu yeni hayat Şeref'in dengesini altüst eder ve ummadığı sefahatlere doğru yuvarlanır..

Şimdiye kadar okuduğum Reşat Nuri Güntekin romanlarından Çalıkuşu ve Acımak haricinde hiçbiri hafızamda, kalbimde bariz bir iz bırakmadı. Bu demek değil ki yazarın dili kullanmaktaki maharetleri diğer romanlarında yoktu, sadece konuları ve karakterlerini benimseyememiştim sanırım. Gizli El de öyle, edebi bir lezzet alarak okuduğum ama diğerleri kategorisine giren bir roman oldu. 

Gizli El 

Mademki aşık değilsin, o halde şairsin... Çünkü o da insanı kır yılanı gibi başıboş derelerde, tepelerde dolaştırır. [sf 21]

Doktor'un müjdesi acaba benim ağzımı aramak için uydurulmuş bir yalan mıydı? Önceleri bu, sık sık aklıma geliyordu. Fakat, sanırım ki, o bunu yapacak adam değildi. Arkadaşlığımız o günden sonra daha başka türlü bir arkadaşlık, bilmem nasıl anlatmalı, bir sır şeklini aldı. Bu mesele üzerine hiçbir şey konuşmamıza imkan yoktu. Fakat, ikimiz de birbirimizin zihninden geçen şeyleri biliyorduk. Ona sokulurken, onunla en ehemmiyetsiz şeyleri konuşurken, âdeta başımı göğsüne yaslıyor, kalbimi çırılçıplak ona teslim ediyor gibi bir rahatlık hissediyordum. Onu bu kadar sık arayışımın sebebi neydi? [sf 53]


Viran duvarlarda kovuklar vardır. Kuşlar bunları bellerler; bütün gün şurada, burada uçtuktan sonra geceleri oraya başlarını sokmaya gelirler. Kuşlarda düşünce bulunacağını zannetmem. Yalnız bu kovula sokulmuş başta tatlı bir sükûnet ve rahatlık tasavvur ediyorum. [sf 59]



2 yorum:

  1. Çalıkuşu ve Acımak kitapları için ben de sizin gibi düşünüyorum. Okuduğum ve sevdiğim kitaplardandır ikisi. Özellikle Acımak kitabının sonunda gözyaşlarıma hakim olamamıştım. Sevgilerimle <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çalıkuşu'nu adeta ezberleyecek kadar çok benimsedikten sonra bir başka Reşat Nuri romanını bu kadar beğenebileceğimi hiç sanmıyordum, Acımak dediğiniz gibi sonuyla, daha doğrusu mükemmel şekilde sona erişen bütünüyle çok etkileyiciydi benim için. Henüz okumadıklarım içinden de böyle sürprizler çıkar mı diye ümit ediyorum, zor olsa da. ☺️ Yorumunuz için teşekkür ederim 💕

      Sil

Burası sukûnetin hakim olduğu, tenha bir kütüphane. İçinden geçenleri fısılda ki orada olduğunu bileyim.