8 Ocak 2012 Pazar

FARE KAPANI (Tiyatro Oyunu)




William Shakespeare'in ünlü oyununda, Hamlet babasını öldürerek annesiyle evlenen amcası Cladious'a, Gonzago'nun Öldürülmesi adında bir tiyatro oyunu hazırlar. Hamlet, oyunu seyrederken kendi ihanetlerinin yansımasını görecek olan amcası ve annesi için bunu bir 'fare kapanı' olarak adlandırır. Agatha Christie'nin Üç Kör Fare isimli radyo tiyatrosundan uyarladığı, meşhur 'Fare Kapanı' oyunu da ilhamını Hamlet'in betimlemesinden almaktadır.

İngiltere'de 60 yıldır sahnelerden inmeyen 'Fare Kapanı', Bahariye'deki eski Broadway Sineması'nın yerinde kurulan Tiyatro Akla Kara'nın 2011-2012 sezonundaki önemli oyunlarından biri.

Geçtiğimiz Cuma gecesi izleme fırsatım oldu bu güzel eseri. Başlamasını beklerken 'Fare Kapanı'nda işlenen cinayetlere tanık olmanıza dakikalar kaldı!' diye anons edilerek seyircisini heyecanlandıran oyun, Monkswell Malikanesi'nin salonunda geçiyor.  Molly ve Giles'in bir pansiyon olarak işlettikleri malikanenin bu asıl odası, damask desenli duvar kağıtları, etrafa ışıltılar saçarak yanan şöminesi ve lambalı radyosuyla hayli sıcakken, bordo perdeli giyotin pencereden dışarıda yağan karları görmeniz mümkün. Zaten pansiyona gelen konukların kalın paltoları, atkı ve bereleri ayrı bir güzel, Molly'nin hanım hanımcık kıyafetleri ve Christopher'ın rengarenk stili tam yerindeydi. Bu anlamda oyunun dekor uygulama ve kostüm tasarımını yapan kişileri tebrik etmek lazım. Sadece sağ taraftaki kütüphane'nin kapısı açıldığında dekor destekleri görünüyordu ki, siyaha boyanarak kamufle edilebilirdi sanıyorum.

Keşiş kuyusu anlamına geldiğini öğrendiğimiz Monkswell Malikanesi'nde bol bol sigara, puro ve pipo içildi, hatta kokuları seyirciyi sardı ki bunun bilakis yapıldığını sanıyorum. Sadece siyah tavana doğru yükselen dumanlar dikkatimizi dağıttı biraz.

Oyunculara gelirsek;

Bedia Ener ve Gazanfer Ündüz için denecek çok bir şey yok elbette. Bayan Boyle'ın sinir bozucu tavırları ancak bu kadar güzel canlandırılabilirdi. Binbaşı Metcalf'in ise esasen çok fazla repliği yok oyunda, yine de sakin ve ölçülü halleri çok hoştu.

Fare Kapanı'nın hikaye metninde uzaktan varolan Bayan Casewell, tiyatroda kanlı canlı şekilde gelip Monkswell Malikanesi'nde konaklıyor. Erkeksi tavırlara sahip, hırçın ve soğuk bir genç kadın olan Casewell'i oynayan Sibel Akdeniz'in berrak ve tatlı tınılara sahip ses tonu harikuladeydi, aynı şeyi beden dili için söyleyemeyeceğim.

Teknik bir aksaklık mıydı yoksa tonu doğru kullanma sorunu muydu bilmiyorum ama Ruhi Sarı'yı oyunun büyük bir bölümünde duyamadık. Maalesef dil sürçmeleri ve mana kaymaları da mevcuttu cümlelerinde.

Molly ve Giles, yani Can Şıkyıldız ve Merve Anlağan birbirleriyle uyumlu, aynı seviyede oyunculuklara sahip. Heyecanlı ve hevesli oldukları her hallerinden belli oluyordu.

Paravicini Deniz Şen, rolüne uygun olarak dramatik ve büyük oynar haldeydi. Eksiksizdi diyebilirim.

Ancak.. Oyunda biri var ki, herkesin içinde ışıl ışıl parlayarak hem seyirciye kendisini sevdiriyor, hem de doğal ve esprili tavırlarıyla rolünü bambaşka bir güzelliğe bürüyordu. Christopher Wren kimliğinde seyrettiğimiz Özgür Özdural hakikaten inanılmaz yetenekli bir adam. Hassas ve çocuk ruhlu genç mimar Wren, onun bedeninde öylesine inandırıcıydı ki.. İyi oyununun karşılığını seyircinin ona kahkahalarla gülmesiyle aldı zaten. Bilhassa Bayan Boyle'ye yaptığı soğuk şakalar herkesi kırdı geçirdi. Onu seyretmek gerçekten büyük bir zevk. Yine Tiyatro AklaKara'da bir başka  oyunda rol alıyor, Sihirbaz'ı da mutlaka seyretmek istiyorum.


Bir 'Katil Kim?' oyunu olarak, seyircisini gerilime sürükleyen, ilgisini ayakta tutan Fare Kapanı'nı katili bilmeden izleseydim ne hissederdim bilemem ama kelimelerini satır satır takip etmek ayrı bir güzellikti benim için. En sevdiğim yazarın o iyi bildiğim atmosferini karşımda bulmak zaten başlı başlına bir heyecan vesilesiydi. Olayların çözüldüğü ana adım adım yaklaşırken asıl metne sıkı sıkıya bağlı kalan bir akış görünce çok memnun oldum. Harikulade bir akşamdı her anlamda. Yanımda aynı heyecanı ve mutluluğu paylaştığım biri(leri)yle olduğum için ayrıca şanslı olduğumu söylemeliyim.

Agatha Christie'nin kaleminden yazılan bir oyun söz konusu olunca gidip izlememek olmazdı. Kadıköy'e gitmeye niyetlenirken, turneye çıkan oyun hoş bir tesadüfle bir semt ötemizdeki Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi'ne geldi. İhtişamlı mor kadife koltukları, doğru çözülmüş mimarisiyle öyle güzel bir tiyatro salonu var ki mekanın. Adına yakışır şekilde kalitesi yüksek kültür ve sanat etkinlikleri; tiyatro, konser, edebiyat söyleşileri v.b. düzenleyen ve bunu sanatseverlere ücretsiz yahut çok cüz'i bir ücret karşılığı sunan Küçükçekmece Belediyesi'ne müteşekkir olmamak imkansız.

Yazan: Agatha Christie 
Çeviri: Ayşe Sarıalp Cebesoy 
Yönetmen: Burak Karaman, Elif Erdal  
Işık Tasarım: Yüksel Aymaz
Dekor Tasarım: Mahsuni Yılmaz
Oyuncular
Komiser Trotter : Ruhi Sarı
Bayan Boyle : Bedia Ener Öztep
Binbaşı Metcalf : Gazanfer Ündüz
Molly : Merve Anlağan
Giles : Can Şıkyıldız
Christopher Wren : Özgür Özdural
Paravicini : Deniz Şen
Bayan Casewell : Sibel Akdeniz


14 yorum :

  1. tam kışlık bir oyunmuş
    istanbul da olmadığım için ahlanıp vahlandım arkasından :( bu arada şu kar eklentisini görüp merak edip bakmayı unutmuştum güzelmiş ama bi süre sonra göz yoruyor benden söylemesi :)

    YanıtlayınSil
  2. Tam bir kış polisiyesi. Yorum için teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil
  3. Agatha Cristie tutkunu birisi için güzel bir etkinlik. Tiyatro alışkanlığı edinesim geldi:)Yalnız Ruhi Sarı'nın performansının daha iyi olacağını düşünmüştüm. Belki yorgundu o seferinde :))

    YanıtlayınSil
  4. Ben de daha iyi bir performans bekliyordum ondan. Dediğin gibi olabilir. :) Öte yandan nefis bir oyundu.

    YanıtlayınSil
  5. wouww süper haber
    hep su agatha christie tiyatro oyunlarının burada da oynamasını isterdim nıhayet bır tanesıne gıdebılecegız :)))

    YanıtlayınSil
  6. Tüm Christie tutkunları gibi benim de hayalimdi. Çok iyi bir iş yaptı AklaKara.

    YanıtlayınSil
  7. Geçenlerde NTV'de gördüm bu oyun ile ilgili haberi çok isterdim gitmeyi ama senin yazın ile gitmiş kadar oldum umarım turneye çıkarlar canım yine Christie okumak istedi ellerine sağlık canım

    YanıtlayınSil
  8. Evet canım, turneye çıkacaklarmış, inşallah yakına gelirler ve seyretme imkanın olur. Çok teşekkür ederim güzel yorumun için =)

    YanıtlayınSil
  9. MAil adresini bulamadığım için buradan yazayım dedim. Hani bana sormuşsun ya pembe desenli bavulu nereden aldın diye. AYSHO'dan almıştım, hani iç giyim, pijama ve gecelik satan mağazadan. Bir kaç çeşidi vardı, indirimden sonra kalmışmıdır bilmiyorum ama istersen bir bak yinede :)

    Bu arada bloğuna detaylı inceleme fırsatım olmadı henüz, ama iş yerinde şöyle bir bakılacak tarzda değil, epey dolu dolu .. ben iyisimi akşam evde dalayım bu aleme, özellikle de kardeşim bayılacak buraya:)

    YanıtlayınSil
  10. İlgin ve güzel yorumun için çok teşekkürler. Gece Kütüphanesi'ne hoşgeldin.. Kardeşine de selamlar =)

    YanıtlayınSil
  11. 63 adet kitabı olan bir Agatha Christie delisi olarak böyle olayları haksızlık olarak nitelemekten kendimi alamıyorum. Neden her şey İstanbul'a endeksli yapılıyor? Ben de izlemek istiyorum bu oyunu ama işte kader... Çok şanslısınız.

    YanıtlayınSil
  12. Evet cidden şanslıydım. Yine de gitmek için epey çaba sarfetmedim değil.

    Onun için İstanbul'a gelmeye değer diyorum. =)

    YanıtlayınSil
  13. Fare Kapanı'nı iki kez Londra'da St. Martin tiyatrosunda izledim. Görebildiğim kadarıyla, dekor ve kostümler hemen hemen aynı. Sonunu kimseye söylememleri kaydıyla herkese gerçekten çok keyifli olan bu oyunu izlemelerini tavsiye ederim.

    YanıtlayınSil
  14. Yorumunuz için teşekkürler. Çok kaliteli ve heyecanlı bir oyundu. Salonda tek bir yer bile yoktu.

    YanıtlayınSil

Burası sukûnetin hakim olduğu, tenha bir kütüphane. İçinden geçenleri fısılda ki orada olduğunu bileyim.