6 Aralık 2010 Pazartesi

AGATHA CHRİSTİE OKUMALARI_1 "Kader Kapısı"

Yayın Evi: Altın Kitaplar
Basım Yılı:: Eylül 2009
Sayfa Sayısı: 256

Şam kentinin dört büyük kapısı vardır...
Kader Kapısı, Çöl Geçidi,
Felaket Mağarası, Korku Kalesi...
Ey kervan, oralardan geçme,
Ya da şarkı söyleyerek geçmekten sakın.
O sessizliği duydun mu?
Kuşların ölmüş olduğunu,
Ama yine de bir şeyin kuş gibi cıvıldadığı o sessizliği...

Şamın Kapıları / James Elroy Flecker

Agatha Christie Haftası'na Kader Kapısı'nı okuyarak başladım. Bu, Agatha'nın (ölümünden sonra yayınlanması için yazdıkları hariç) basılan son romanı ve hayli nostaljik denilebilecek tadlar taşıyan bir kitap. Sanki yazar sadece kendi keyfi için bir şeyler yazmış gibi uzun uzun kitaplık düzenlemelerinden, çocukluğunda okuduğu kitaplardan ve oyuncaklarından bahsediyor. Bu haliyle başlarda çok sıcak geldi bana ve yıllar önce okuduğumda niye beğenmemiştim acaba diye düşünmeye başladım.

Kader Kapısı'ndan aklımda sadece Tommy ve Tuppence'ın emekli olduktan sonra satın alıp yerleştikleri kır köşkünde "Kara Ok" adında bir çocuk kitabının içerisine gizlenmiş şifreyi farketmeleri ve bunu çözmeye çalışmaları kalmıştı. Kitap ilerledikçe başta keyif veren uzun anlatımlar ve tasvirler beni hafiften boğmaya başladı. Açıkçası Agatha Teyze'mizin yaşlılığında pek de kural tanımadan yazdığı Kader Kapısı geçmiş ve gelecek arasında çok zayıf bağlantılara sahip. Olay tam çözülecek derken aynı bilgi ve ipuçlarıyla yeniden karşılaşıyorsunuz. Yine bu mazideki cinayet(ler)den dolayı Tommy ve Tuppence için tehlikeler oluşması ve yeni cinayetler işlenmesi de mantıklı gerekçeler içermiyor. Gizli yerler, gizli toplantılar, gizli gruplar ajanlar.. Herşey öylesine gizli (!) ki polisiye romanların kraliçesi bile bu gizemi çözemiyor okuyucusu için :)

Velhasıl Kader Kapısı elimde günlerce sürünse de, sonunda bitirerek kitabın niçin Agatha Christie favori listemde bulunmadığını bir kere daha hatırlamış oldum.
.
.

5 yorum :

  1. Beklediğim yazı :)) Sevgili Biblio öyle güzel yazmışsın ki sen beğenmesen de benim merakımı uyandırdı :)) Gerçi kronolojik okumaya devam edersem son okuyacağım kitap olacak. Sevgiler...

    YanıtlayınSil
  2. Mailde bahsettiğim konudan dolayı bir hafta gecikmeli oldu yazılar maalesef ama sonunda yazabildiğime seviniyorum :) Güzel sözlerin için teşekkür ederim Deniz'cim. Hani cami yıkılsa da mihrap yerinde derler ya bu kitap biraz öyle, ne olsa Agatha Teyze'miz yazmış.

    YanıtlayınSil
  3. Ben lisede kütüphaneden alıp okumuştum, diğer Agatha Christie eserlerinden sonra o zaman burun kıvırmıştım.Şimdi siz yazınca hatırladım. Şimdi okusam da demek ki fikrim değişmezmiş.

    YanıtlayınSil
  4. Biraz kopuk kopuk, tam toparlanmamış hissi veren bir roman. ben de pek bayıldığımı söyleyemem.

    YanıtlayınSil
  5. türker,

    aynı şekilde ilçe kütüphanesinden okumuştum ben de, fazla beğenmediğim için de almamışım sonrasında.

    Judy Abbott,

    İyi Christie'lerden olmadığı kesin :)

    YanıtlayınSil

Burası sukûnetin hakim olduğu, tenha bir kütüphane. İçinden geçenleri fısılda ki orada olduğunu bileyim.