12 Ekim 2010 Salı

AY VE ALTI PARA_Somerset Maugham

Yayınevi: Can Yayınları
Basım Yılı: 1985
Sayfa Sayısı: 267

Ay ve Altı Para, kütüphanede İngiliz Edebiyatı okumalarına geldiğim sırada sık sık karşıma çıkan, listeye aldığım fakat okuma fırsatı bulamadığım bir kitaptı. Poirot Haftası'nda Agatha Christie'nin Beş Küçük Domuz'unu yeniden okuduğumda bu kitaptan bahseden şu bölüm beni meraklandırdı:

"Poirot onun kararına boyun eğdiğini göstermek istermiş gibi ellerini iki yanına açtı. Gitmek için ayağa kalkarken de, "Size basit bir soru sorabilir miyim?" dedi.
"Neymiş o soru?"
"O felaketten birkaç gün önce bir kitap okuyordunuz değil mi? Somerset Maugham'ın Ay ve altı kuruş adlı kitabını?"
Angela ona hayretle baktı, " Sanırım.. a,evet bu doğru." Belirgin bir merakla Belçikalı dedektifi süzdü. "Bunu nasıl anladınız?" 
Poirot gülümsedi. "Size basit konularda bile bir sihirbazdan farklı olmadığımı göstermek istedim, matmazel. Benim de bana söylenmeden bildiğim bazı şeyler vardır."


Ve Ay ve Altı Para'yı -yeni basımı olmadığı için biraz zorlukla da olsa- bulup okudum.  Niyetim iki kitap arasındaki bağlantının ne olduğunu keşfetmek olduğundan daha bir dikkatle incelediğimi söylememe gerek yok sanırım, fakat Christie'nin kitabındaki Amyas gibi Ay ve Altı Para'nın başkişisi Charles Strickland'ın da çevresine pek aldırmayan bir ressam olması dışında bir ortak payda bulamadım. Kitabın içinde kitabı okuyan (!) Angela gayet muzip, oyunlar yapmaktan hoşlanan genç bir kız ve cinayetin işlenmesinden kısa bir süre önce komşuları olan kimyagerin evinden Kediotu esansı alıyor. Bu yaptığına ilham verecek bir şey olabilir mi Ay ve Altı Para'da diye baktım, onunla da alakası yoktu.Bu gizem bir süre daha sırrını muhafaza edecek gibi görünüyor.

Kişisel okuma serüvenimi bir kenara bırakıp kitabın konusuna ve tarzına gelirsek, Londra'da evli ve çocuklu bir borsacı olan Charles Strickland'ın tekdüze hayatını ve yakınlarını terkedip Paris'e giderek resim yapmaya başlaması, etrafındakileri hiçe sayan, zarar veren tavırlarına devamla, sanatta bir deha olarak kabul edildiği dönemde Tahiti'ye gidişi ve orada bir yerli kadınla evlenerek ömrünün son yıllarını geçirmesini anlatıyor.

Somerset Maugham kitabını meşhur ressam Paul Gauguin'in hayatından esinlenerek yazmış. Ay ve Altı Para'da sanata dair daha fazla cümle uman biri olarak hayalkırıklığına uğradığımı ifade etmem lazım. Yazar sanat eleştirisi yapacak denli donanıma sahip olmadığını romanın anlatıcı kişisi aracılığıyla da ifade ediyor zaten. Yalnızca, ideali uğruna hiç bir şeyi gözü görmeden, herşeyi yakıp yıkabilecek bir adamın acımasız, duygudan yoksun hikayesini sunuyor bize diyebiliriz.

Ay ve Altı Para, şiirsel ve etkileyici ismini yine yazarın başka bir kitabında geçen "Gökteki ayın hasretiyle yanan, ayağının dibindeki parayı görmez." cümlesinden alırken, üslûbundaki yavanlıkla zamanın gerisinde kalmış bir kitap. Hayli ağır ilerleyişi okuyucuyu bunaltabiliyor maalesef. Yerine okunabilecek çok daha iyi kitaplar varken boşuna vakit kaybetmemek gerek diyorum.

.

7 yorum :

  1. Agatha Christie diyince akan sular durur bak bende merak ettim şimdi :) bulabilirsem bende okuyacağım sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Ay ve Altı Peni iki yıla yakın süredir alınacak kitaplar listemde ama bir türlü bulamadım. Yorumundan sonra soru işaretleri oluştu ama bulabilirsem o kadar aramamın hatrına yine alır ve okurum herhalde.

    YanıtlaSil
  3. Ben gittigidiyordan temiz bir ikinci el aldım. Yoksa yazıda da dediğim gibi yakın zamanda basılmamış. Boğucu tarzıyla bunu da hakediyor zaten.

    Çok peşinden koşulan kitapların genelde hayalkırıklığı oluşturması bir gelenek midir bilmiyorum ama Katherine Mainsfield'in hikayelerinden çok etkilendiğim için güncesini 2-3 sene semt semt aramıştım, sonunda bulup okuduğumda çok kötü hissettiğimi hatırlıyorum, bu muymuş hissi olmuştu bende.

    Ay ve Altı Para ismi ve özetle konusu haricinde dediğiniz gibi merak ve emeğinizin hatırına okunabilir belki. Okursanız yorumlarınızı duymak isterim.

    YanıtlaSil
  4. İşte bu tarz beğenmedim okumayın diyenleri seviyorum sağol canım :)

    YanıtlaSil
  5. Ben ettim siz etmeyin demeyi seviyorum ben de.. :) Bir gelip tatlı tatlı yorum yazanları..

    YanıtlaSil
  6. Burada görünce gidip küçük bir kitapçıda bulup okudum, yorum yazacaktım ama yazmaya başlayınca yorum olmaktan çıkacak kadar uzun olunca bloguma ekledim, blogumdan okuyabilirsiniz kitapla ilgili notlarımı.

    YanıtlaSil
  7. İlginiz için teşekkür ederim, yazınızı okudum ve yorum yazdım biraz evvel.

    YanıtlaSil

Burası sukûnetin hakim olduğu, tenha bir kütüphane. İçinden geçenleri fısılda ki orada olduğunu bileyim.