26 Eylül 2012 Çarşamba

ACI ÇİKOLATA _ Laura Esquivel

Yayın Evi: Can Yayınları
BasımYılı: Ağustos 2011
Sayfa Sayısı: 221

Sahilde Kafka'nın ardından methini çok duyduğum Acı Çikolata da beni hayalkırıklığına uğratmadı. Tabii peşpeşe okuyunca birinin ağırlığından diğerinin havailiğine geçmek biraz tuhaf oldu, o ani hızlanmaya bir süre alışamadım ama güzeldi.

Laura Esquivel'in masalsı roman karakteri Tita, mutfakta dünyaya gelmiş ve büyümüş, yemek yapmaktan büyük zevk duyan bir kadın. Üç kızkardeşin en küçüğü olarak, annesine bakmakla hükümlü olduğu için hiç bir zaman sevgilisi Pedro'yla evlenmesi mümkün görünmüyor. Annesi Elena bu anlamsız töreyi öne sürerek, kızını istemeye gelen genç adamı reddedince, Pedro Tita'ya yakın olabilmek için ablasıyla evleniyor ve genç kız için aynı çatı altında zor günler başlıyor.. 

Romanın en hoş taraflarından biri mecazların ete kemiğe bürünmesi diyebilirim. Mesela Tita ağladığında gözyaşlarının şelale gibi merdivenlerden akması, yemeklere kattığı duygu ve düşünceleri, gerçeküstü ama hikaye akışına çok güzel uyan ve okuyucuyu eğlendiren olaylar..

Acı Çikolata'nın tamamını düşündüğümde ise en sevdiğim yerin Tita'nın tüm gece boyunca tığ ile ördüğü yatak örtüsünün bahsi olduğunu söyleyebilirim. Elbette yemek bölümleri de hayli tutkulu, zengin duygularla yoğrulmuştu ama bu konuya özel ilgisi olanları daha bir sarıp sarmalayacağı muhakkak. Okurken sembolik özdeşleşme ayrı bir güzellik katar diye düşünüyorum. Bu benim, içinde kütüphane ve kitaplardan bahsedilen romanlara duyduğuma benzer bir yakınlık olurdu.

Kâh gülümseyerek, kâh hüzünlenerek okuduğum, tam tadında-kıvamında bir kitap Laura Esquivel'in bu romanı. Daha ziyâde gotik-fantastik türüne yakın Angela Carter'ın o çok beğendiğim büyülü gerçekçi hikayeleri gibi, 'saçmalık' boyutuna varmadan, kendi içinde tutarlılığı olan böyle kitapları seviyorum.

Okunacak bir sürü kitabın arasından göz kırparak öne çıktığı için çok memnun oldum. Acı Çikolata bir şekilde okuma listenize girerse hiç ertelemeyin derim.

Daha önce aldığı haberin böylece doğrulandığını duyan Tita, birdenbire tüm vücudunu kışın sardığını ve soğuğun bir kırbaç gibi vücuduna çarptığını hissetti. Bu, öyle kasıp kavurucu ve kuru bir soğuktu ki, yanakları alev alev yandı ve önünde duran elmalar gibi kızardı, kıpkırmızı kesildi. (sf 24)

Bağrında kara bir delik açılmıştı sanki ve sonu gelmez bir ayaz doluyordu içine. (sf 25)

Tita için hiçbir dert, nefis bir Noel tortası'na karşı direnemezdi. Ama bu kez öyle olmadı. Tam tersine, Tita'nın içini bir bulantı hissi kapladı. (sf 28)

14 yorum :

  1. Ben de büyük bir zevkle ve duyguların yapılacak yemeği değiştireceğine inanarak okumuştum:)

    YanıtlaSil
  2. Bu yazıdan sonra, okuma listeme girecek gibi görünüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazı amacına ulaşıyor öyleyse :)

      Sil
  3. Kitap zevklerimiz görüyorum ki gerçekten aynı:)Benim de çok keyifle okuduğum bir romandı Acı Çikolata, duyguların değişik benzetmelerle anlatılması benim de çok hoşuma gitmişti:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sebeple senin önerdiğin kitaplar bir adım önde benim için Eren'cim. Teşekkürler.

      Sil
  4. beğenmene çok sevindim canım :) tadı hala damağımdadır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabı okumadan önce senin yazını okudum canım, teşekkür ederim.

      Sil
  5. geçen yaz büyük bir keyifle okumuştum, kitabın bir de eski bir film versiyonu var onu da öneririm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet kitabı okuduktan sonra filmine de biraz göz attım. Romanla birebir örtüşmesi hoşuma gitmişti.

      Sil
  6. Küçükken Can yayınlarının çok kitabını okurdum şimdi tek tük denk geliyor ama bu kitaba kanım kaynadı en kısa zamanda alayım ben bunu. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi edersiniz :) Yazının buna vesile olmasına sevindim.

      Sil
  7. Çok beğenerek okuduğum bir kitap, güzel bir kitap tavsiyesi.

    YanıtlaSil

Burası sukûnetin hakim olduğu, tenha bir kütüphane. İçinden geçenleri fısılda ki orada olduğunu bileyim.