21 Eylül 2012 Cuma

KİRAZ ÇİÇEKLERİ (Kyoto) _ Yasunari Kavabata

Yayın Evi: Altın Kitaplar
Basım Yılı: 1969
Sayfa Sayısı: 191


Kavabata'dan ilk olarak Karlar Ülkesi'ni okumuştum. Romandaki muğlak ifadeler okurken zorlasa da Yasunari Kavabata kolay vazgeçeceğim bir yazar değildi benim için. Zîrâ belli belirsiz, birkaç kelime/cümleyle çiziliverilen tasvirleri, herşeyi apaçık göz önüne seren  anlatımlardan çok daha fazla severim. Ayrıca kalemindeki sükûnet, Kavabata ile yolumun uzamasına sebepti.

Kiraz Çiçekleri'ni, romanlar (ve oyunlar) konusunda paralel zevklere sahip olduğum bir blogger arkadaşımın, sevgili Eren'in yazısıyla farketmiş, güzel anlatımının da etkisiyle çok merak etmiştim. Kavabata okurken ikinci tercihim bu kitap oldu böylelikle.

Çieko, kumaş tüccarı olan babası Takiçiroo ve annesi Şigeyle, Kyoto şehrinde yaşayan genç bir kızdır. Kiraz çiçeklerinin açmaya başladığı mevsimde çocukluk arkadaşı Şiniçi'yle birlikte kentin park ve bahçelerinde dolaşırlar. Aralarında hafiften bir çekim de yok değildir.

Gezmeyi ve doğayı keşfetmeyi çok seven Çieko, gittiği bir dağ köyünde kendisine çok benzeyen bir kızla tanışır. Naeko isimli genç kız, bulunmuş bir çocuk olan Çieko'nun daha önce hiç görmediği ikizidir. Çieko'nun ailesi, Naeko'yu da kendi kızları gibi bağırlarına basmaya hazır olduklarını söylerler. Naeko ise böyle bir teklifi kabul etmeyecek kadar gururludur, kızkardeşini çok sevmesine rağmen ona karşı bile mesafesini korur.

Takiçiroo'nun aile dostlarından dokumacı Soouske'nin oğlu Hideo, Çieko'ya ilgi duymaktadır. Fakat kızdan beklediği karşılığı göremeyince, bir festivalde karşılaştığı Naeko'ya evlenme teklif eder. Bu esnada Şiniçi'nin ağabeyi, Çieko'nun babasına işlerinde yardımcı olmakta,yavaş yavaş aileye girmeye hazırlanmaktadır.

Esasen konusunu toparlamak zor, kitap boyunca önemli olan ne olup bittiği de değil zaten. Söze dökülmeyen konuşmalar, o güzelim kiraz çiçeklerinin süslediği bahçelerde dolaşmak, Kyoto'nun hiç bitmeyen festivalleri, kimono desenleri tasarlayan Takiçiroo'nun bunalımları, basit ve içten ev hayatı, dokuma atölyeleri v.b.. Roman, adeta içsel bir yolculuk gibi, sessiz, sakin, huzurlu.

Okurken sık sık durdum ve 'bu, işte tam istediğim gibi bir kitap' dedim kendi kendime. Kelimelerle tarifi olmayacak kadar çok beğendiğimi söylemeliyim. Fakat öyle nevi şahsına munhasır bir roman ki, mutlaka okuyun veya tavsiye ederim gibi cümleleri genele kurmak mümkün değil. Yazının ruhuyla benzer bir haliniz varsa sever, hareket ve macera kaygısındaysanız nefret edebilirsiniz.


4 yorum :

  1. Sevgili Biblio, yazın beni çok mutlu etti, yazarı senin de beğenmene sevindim, bence de eşsiz bir yazar, Karlar Ülkesi'ni de yeni bitirdim, diğer kitaplarını da okumak istiyorum, güzel paylaşımın için teşekkür ederim, sevgiler:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yazını okuduğumda bu kitabı muhakkak okumalıyım demiştim, iyi ki de okumuşum :) tekrar teşekkürler Eren'cim.

      Sil
  2. Merhabalar Biblio!
    Ben de bir Japon edebiyatı hayranı olarak Kiraz Çiçekleri'ni okumayı çok istiyorum; fakat ne yazık ki kitabı bulamıyorum. Hüseyin Can Erkin'in direk Japonca orjinalinden çevirdiği Doğan Kitap'tan çıkan versiyonunun da sanırım artık baskısı gelmiyor ve stoklarda tükenmiş. Sahaflara bir göz atacağım; ama bana nereden bulabileceğim konusunda yardımcı olabilirseniz çok, çok sevinirim. Saygılarımla!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, maalesef baskısı olmayan kitapları sahafların haricinde bir yerden bulmak mümkün değil. Nadir kitap'a ve gittigidiyor'a bakabilirsiniz. Sevgiler.

      Sil

Burası sukûnetin hakim olduğu, tenha bir kütüphane. İçinden geçenleri fısılda ki orada olduğunu bileyim.