1 Eylül 2012 Cumartesi

DELİ AŞK _ Peride Celâl

Yayın Evi: Can Yayınları
Basım Yılı: 2002
Sayfa Sayısı: 276

Bir gece boyunca okuyup bitirdiğim kitabı kapadım ve Peride Celâl'in Deli Aşk'ın ilk bölümüyle ne büyük bir risk aldığını düşündüm:

Cem'in bölümü o kadar sevimsiz, iticiydi ki yarım kalmasından nefret etmesem çoktan bırakmış olurdum romanı. Sonra Elif'e döndü hikaye. Onun Paris-İstanbul arası gelgitlerini okumaya başlayınca taşlar yerine oturdu, kitap anlam kazanarak güzelleşti.

Annesinin ölümünden sonra eski bir İstanbul köşkünde babaannesi tarafından büyütülen Elif, üniversitedeyken bir gazeteciye aşık olur. Babasının karşı çıkmasına rağmen Cem'le evlenen genç kadın, ruhen kendisiyle taban tabana zıt bu adamı derin ve hastalıklı bir tutkuyla sevmektedir. İlk birkaç seneden sonra Cem'in çıkarcı tavırlarından bunalıp, sözlerine ve sevgisine inanmamaya başlayınca Paris'e giderek, babasının kendisi için aldığı küçük çatıkatına yerleşir. Etrafındakiler onu, 'Ne serbest kadın' diyerek yaftalarken, Elif'i gitgide daha fazla sararak ele geçiren aşkının acıları iki şehrin arasında savruldukça bir parça olsun dinmektedir..

İsmini okuduğunuzda ne anlıyorsanız onu, pek güzel şekilde ifade eden bir roman, Deli Aşk. Kontrol edilemeyen şiddetli bir tutkunun insanı nasıl yiyip bitirebileceğine dair anlattıkları bir yana, Elif'in Paris tasvirleri kitapta en hoşlandığım bölümler oldu.

Peride Celâl'in bir yazar olarak tarafını net bir şekilde ortaya koyduğunu da söylemeliyim. Cem'in gözünden Elif'i kabaca geçiştirdikten sonra kalemi eline alarak onun için öyle bir portre çiziyor ki, tüm yaşadıklarından sonra mutluluğu fazlasıyla hakettiğine inandırıyor okuyucusunu.

Kitabın bir yerinde sanki yazarın dalgınlığına gelmiş gibi tuhaf bir tekrar var. Bir akşamı iki defa farklı yerlerde, biraz değiştirilmiş cümlelerle anlatıyor. Dizgi hatası gibi değil, unutmuş ve o geceyi yeniden yazmış gibi. Yahut anlatanın Elif olduğunu düşünürsek kadının kafasındaki bulanıklığı mı ifade etmek istemiş bilemiyorum.

-ispiyon olabilir-
Romanın sonunu ise çok çabuk bağladığını düşünüyorum. Bu doğrultuda bir sonuç gerekliydi, herşey olduğu gibi kalamazdı evet ama son birkaç sayfa, daha doğrusu son kriz fazlasıyla zorlama gibiydi.
-ispiyon sonu-

Yazar hakkında derin bir malumât sahibi değilim, Deli Aşk henüz okuduğum ilk kitabı fakat, Üç Yirmidört Saat romanıyla birlikte popüler romanlar yazmaktan vazgeçip, derin ve düzgün edebiyata yöneldiğini biliyorum. Bir gün sırası gelirse, yeni döneminden itibaren yazdıklarını okumak isterim.

Sen... Sen... Sen... Paris'e ilk geldiğinde Fürstenberg Meydanı'na gitmiştik. Mor çiçekleri salkım salkım açmış Paulownia ağaçlarının altına oturmuştuk. 'Ne garip adı var bu ağaçların.' diye gülmüştün. Ötede, sıralardan birinde gencecik bir adam gitar çalıyordu. 'Beni ne diye buraya getirdin?' gibilerden sıkıntılı, şaşkın bakışını anımsıyorum. Avluyu çevreleyen balkonlu evleri pembeye boyayan, camlarını aynalaştırıp parlatan akşam güneşinin son ışınları içinde sana sokulmuştum. Monet, Renoir gibi izlenimci ressamların resimlerinden birini yaşadığımızı söylemek istiyordum. Öyle bir renkler, ışıklar cümbüşü içindeydik. Farkında değildin. Beraber olduğumuzun, seni sevdiğimin farkında olmadığın gibi. Geçenlerde telefonda, 'Sen olmadığın zaman boşluklara düşüyorum, rüyalarımdasın,' diyordun. Yalancı! Sonra gidip Sibel'e 'Bizim şair karıya şairane laflar ettim bugün..' dediğini yanınızdaymışım gibi biliyorum. Bütün bunlar!..Ben seni neden seviyorum? (sf 124)

Not: Bu kitapla birlikte gerçek Türk Edebiyatı'nı ne kadar çok sevdiğimi bir kere daha kuvvetle hissettim. Nihat Sami Banarlı'nın Türkçenin Sırları isimli harikulâde kitabında Fuzuli'nin Türkçe'ye dair beyitlerini okuduğumda ağladığımı hatırlıyorum. Kendi dilinin ustalıkla kullanımını görmek tarifi imkansız bir mutluluk veriyor insana...

6 yorum :

  1. tüh, alsaymışım d end ar da bir peride celal :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üç Yirmidört Saat ten sonrakiler var miydi bilmiyorum ama alınası kitaplarmiş :)

      Sil
  2. Peride Celal'İ bu kitapla tanıdım ama diğer kitaplarını okumak kısmet olmadı...bu kitabını da sevmiştim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel bir kitap, diğerlerini ben de merak ediyorum.

      Sil
  3. Alıp okumak istediğim bir kitaptı ama D&R'ın kampanyasında onun yerine Güz Şarkısı'nı bulmuştum, güzeldi ama gereğinden uzundu bence Güz Şarkısı, bu arada yazarın ustalığı ve dilimizin ustaca kullanılışıyla ilgili düşüncenize katılıyorum, sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güz Şarkısı zannederim Peride Celâl'in miladından önce yazdıklarından. Deli Aşk sonraki dönemden olması dolayısıyla iyi bir kurgu ve anlatıma, dile sahip. Denk gelirseniz muhakkak okuyun derim.

      Sil

Burası sukûnetin hakim olduğu, tenha bir kütüphane. İçinden geçenleri fısılda ki orada olduğunu bileyim.