Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
Basım Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 209
Bozkırkurdu'nu ilk okuduğumda, Harry'nin Büyülü Tiyatro'yu farkettiği kısma gelince garip bir şekilde takılmıştım, devamını okuduğumdan emin değilim ama hatırlamadığım kesindi. Bu defa yine hızlı bir şekilde aynı bölüme geldim ve elim başka kitaplara gitti. Hesse okumalarımız bitti, aradan bir kaç ay geçti, ancak o zaman kitabı bitirebildim. Kitabın can alıcı noktasının başlangıcı beni ikinci defa zorladı, diyebilirim.

'Okurlarıma romanımı nasıl anlamaları gerektiğini ne anlatabilirim ne de böyle bir şeye kalkışmak isterim. Yeter ki bu kitabı okuyan herkes, içinde kendinden bir şeyler bulsun ve bundan yararlansın. Gene de, Bozkırkurdu'nun öyküsünün insanı kemiren bir hastalıktan ve bunalımdan söz ettiğini ama tüm bunların ölüme ve yok olmaya değil, tersine iyileşmeye yönelik olduğunu anlarsa kendimi mutlu hissedeceğim.' demiş Hesse. Bozkırkurdu, derinliği sebebiyle anlatılabilir bir roman değil gerçekten. Okuyucuyu kendi kendisiyle yüzleştiren, dehşetli bir kitap.
Ciddilik, zamana aşırı değer verilmesinden kaynaklanır. Ben de bir vakit zamanın değerini gözümde fazla büyütmüştüm,yüz yıl yaşamak gibi bir isteğe yer vermiştim gönlümde. Yaşamda ise, biliyor musun, zaman diye bir şey aranmaz; sonsuzluk dediğimiz yalnızca bir an’dır, bir şakanın yer alacağı kadar uzun bir süre. [sf 93]
Paris'te ya da Berlin'deki bir müziğin Frankfurt'ta ya da Zürih'te işitilebilmesinde olduğu gibi, çevremizin yalnızca bugünkü görüntü ve olaylarla sarılıp kuşatılmadığını, geçmişte olup bitmiş ne varsa aynı şekilde kayda geçirilip varlığını sürdürdüğünü belirttim; kuşkusuz günün birinde telli ya da telsiz, parazitli ya da parazitsiz, Hz. Süleyman'ın ve Walther von der Vogelweide'nin konuşmasını işitebilecektik ve bütün bunlar günümüzde radyo alanında atılan ilk adımlar gibi insanları kendilerinden ve amaçlarından uzaklaştıracak, onları giderek yoğunluk kazanan oyalanmaların ve boş uğraşların ağı içine hapsedecekti. [sf 99]
Yüzü ne güzeldi bunları söylerken, ne ilahi bir yüzdü! Soğuk ve aydınlık gözleri bilinçli bir hüzün içinde yüzüp duruyordu; sanki bu gözler akla gelebilecek tüm acıları çekmekle kalmamış, bunları evet deyip bağrına basmıştı. [sf 105]
Hermine adeta yaşamın kendisiydi: Her zaman yalnızca yaşanılan an vardı onun için, gelecek diye bir şey bilmiyordu. [sf 107]
Konu muhteşem ama sen uzun bir ara verdikten sonra okuduysan anlatım biraz sıkıcı mı acaba dedim?:)
YanıtlaSilRomanda üç ayrı anlatım var, sanırım bu okuma kopukluklarına neden oldu bende.
SilBirbirleriyle hem bağlantılı, hem de çok ayrı değerlendirilebilecek bölümler:
*Odasını kiraladığı pansiyoncu kadının yeğeninin gözünden Harry Haller'ın anlatıldığı birinci kısım.
*Bozkırkurdu üzerine inceleme, yani Sihirli Tiyatro pankartı taşıyan adamın verdiği kitapçık ayrı bir anlatı.
*Ve Harry'nin kendi anlattıkları var bir de.
Yoksa sıkıcı demek haksızlık olur, aksine başyapıt kategorisinde bir roman, Eren'cim, şahane bir kitap. :)
Herman Hesse ilk defa okuyacak kişiye hangi kitabı önerirsin?
YanıtlaSilHesse kitapları içinde en beğendiğim kitap Rosshalde ama diğer kitaplarına çok benzeyen bir roman değildir. Demian veya Siddartha, başlangıç için iyi olabilir. Demian ve Rosshalde ile ilgili yazılara, sağ taraftaki Yazar Odası başlığı altında hermann hesse etiketine tıklayarak bakabilirsiniz.
Sil