10 Kasım 2015 Salı

ESRARENGİZ ARLÖKEN ❦ ÖLÜMÜN TAM ZAMANI Agatha Christie

Esrarengiz Arlöken 
(Yayınevi: Akba, Basım Yılı:1963, Sayfa Sayısı: 235)
Ölümün Tam Zamanı
(Yayınevi: Altın Kitaplar, Basım Yılı:1994, Sayfa Sayısı: 174)

Agatha Christie'nin çeşitli kitaplarında favorim olan bazı hikayeler var ama Harley Quin hikayelerinin hepsini, bir seri halinde beğeniyorum, hatta bayılıyorum.

Karlı soğuk bir kış gecesi, konuklar şöminenin etrafına toplanmış yeni yılı beklerken, kapı çalınır ve Mr. Quin içeri girer. Gizemli bir hikaye anlatır ve geldiği gibi aniden gözden kaybolur. 

Mr. Quin için Agatha Christie'nin ilham kaynağı 16. yüzyıl İtalyan komedisinde Arlöken olarak da bahsedilen Harlequin, yüzünde korkutucu denilebilecek büyük bir gülümsemeyle, çapraz büyük renkli baklava desenli bir kostüm giyen, zekasıyla insanları etkileyen  bir pandomim karakteridir.

Harlequin teması, bu kitaptaki hikayelerde sık sık tekrarlanıyor. Mr. Quin için bir alt karakter olan yaşlı züppe Mr. Satterthwaite, hayatın kendisini yaşamak yerine dışarıdan izlemeyi yeğleyen ve dramatik durumlardan zevk alan bir adamdır. Mr. Quin ona şöyle der;

'Pandomimle ilgilenmenizi önereceğim. Arlöken oyunuyla. Artık bu sanat ölüyor. Ama onunla ilgilenmeye değer. Tabii oyunun sembolizmini kavramak biraz zor. Ama bildiğiniz gibi, ölümsüzler her zaman ölümsüzdür.' 

Aynı hikayenin, yani Mr. Quin'in Gelişi'nin başında da şöyle bir sahne vardır:
Rüzgar iniltiyi andıran sesler çıkararak şiddetlenirken çivili büyük kapıya üç kere vuruldu. 

Hepsi de irkildiler. Evesham bağırdı. 'Gecenin bu saatinde kim gelmiş olabilir?'
Herkes birbirine baktı. Evesham, 'Kapıyı ben açacağım.' dedi. 'Uşaklar çoktan yattı.'
Kapıya doğru hızla gitti. Ağır demir kolları biraz zorlukla kaldırarak kapıyı açtı. İçeriye buz gibi rüzgar doldu. 
Kapıda uzun boylu , ince bir adam duruyordu. Bay Satterthwaite bakarken adam ona kapının üzerindeki vitray yüzünden gökkuşağının bütün renklerine bürünmüş gibi geldi. Zayıf, esmer yabancı içeriye doğru bir adım attı. (...)

Bay Quin uygun sözleri mırıldandıktan sonra Evesham'ın çektiği koltuğa oturdu. O sırada şöminedeki alevlerin oyunu yüzünden suratında sanki bir maske varmışcasına gölgeden oluşan bir çizgi belirdi. 
[Mr Quin'in Gelişi, sf 11]

Harlequin'e ait renkli kareli giysi ve maske vurgusu diğer hikayelerde de var. Ölümün Tam Zamanı'nda yeriyle yeksan ama Esrarengiz Arlöken'de bulduğum bir paragraf;

Mösyö lö Ken oturdu. Kırmızı abajurlu lambadan süzülen ışık kareli paltosunu kan rengine boyadı. Yüzü ise gölgede kalmıştı. Bu haliyle bakanlarda siyah bir maske takmış gibi bir tesir bırakıyordu. [Camdaki Gölge, sf 29]

Böyle eksik ayrıntılar benim için çok önemli. Agatha Christie binbir ayrıntıyla, incelikle bir karakter oluşturmuşken, çeviride sağının solunun kırpılması, okuyucuya yolunmuş kuş gibi bir metin bırakılması ciddi bir saygısızlık.

Mr. Satterthwaite'ın entellektüel kesimin uğrak yeri Soho'da sık sık gittiği bir yer var; Arlecchino restoranı. Gökteki İşaret ve Helen'in Yüzü hikayelerinde bahsi geçen bu yerin adı da yine İtalyanca Harlequin anlamına geliyor. Arlecchino'ya gittiğinde genellikle Mr. Quin'le karşılaşan yaşlı adam, sevgili dostunu görünce çok seviniyor.

Mr Satterthwaite, yine derin derin düşünerek Arlecchino'ya girdi ve en dipteki bölmeye doğru yürüdü. Daima oradaki masaya otururdu. Lokantanın loş havası dolayısıyla masanın dolu olduğunu ancak bölmeye iyice yaklaştıktan sonra anlayabildi. Mr. Satterthwaite'ın çok sevdiği yerini uzun boylu, esmer bir adam işgal etmişti. Yüzü gölgede kalıyor, renkli camlı pencereden süzülen ışıklar ciddi elbiselerini alacalı bir hale sokuyordu. [Gökteki İşaret, sf 63]

Gökteki İşaret hikayesinde hatırı sayılır bir yer tutan tren dumanının gökte bıraktığı iz, aynı zamanda Şeytan Dönemeci kitabında da Agatha Christie'nin kullandığı önemli bir motiftir.

'Camlardan vuran renkli ışıkların alacalı boyadığı elbise' ile Harlequin etkisi Krupiye'nin Ruhu hikayesinin sonunda yine yer bulurken, kitaptaki en etkileyici hikaye olan Kırık Kanatlı Kuş'ta Mabelle şöyle diyor;

'Zaten bu garip bir gündü. Bu akşamüzeri güneş batarken ormana dolaşmaya gittim... Orada bir adamla karşılaştım. Garip, acaip bir adamla. Uzun boylu ve esmerdi... Çok ıstırap çekmiş bir insana benziyordu... Batmakta olan güneşin ışıkları üzerine vurmuştu. O haliyle Arlöken'i andırıyordu.' [Kırık Kanatlı Kuş, sf 219]

Helen'in Yüzü hikayesinde Mr. Satterthwaite, Pagliacci (Palyaçolar) operasını izlemeye gider ve bu operanın başkarakterlerinden biri  Harlequin karakteridir. Agatha Christie, Pagliacci operasından başka bir kitabında bulunan Kuğunun Şarkısı hikayesinde de bahsetmektedir.

Birebir alakalı değil ama Helen'in Yüzü ifadesi bana Christie'nin en dokunaklı kitaplarından biri olan Uyuyan Ölüm'ü de hatırlatıyor. Gwenda, Malfi Düşesi oyununa gittiğinde, bir sahnede fenalık geçirir. 'Onun yüzünü ört, gözlerimi kamaştırıyor. Genç öldü o.' sözleri, genç kadının gözlerinin önünde geçmişe ait korkunç bir ânın belirmesine sebep olur. Gwenda'nın uzun yıllardır nerede olduğu bilinmeyen, son derece güzel bir üvey annesi vardır; Helen ve bu anı onunla ilgilidir.

Ölümün Tam Zamanı uzun yıllar boyunca defalarca okuduğum Mr. Quin hikayeleriyle doluydu ama birkaç hikayenin eksik olduğunu yakın zamana kadar bilmiyordum. Esrarengiz Arlöken'i garip bir şekilde kitapyurdunda görüp aldım, ikinci el kitap sattıklarının da farkında değildim o zamana kadar. Kitapta, Ölümün Tam Zamanı'ndan farklı olarak Krupiye'nin Ruhu ve Dünyanın Sonu isimli iki ekstra hikaye var. Ama Türkçe'de çevirisi bulunmayan Denizden Gelen Adam ve Harlequin'in Yolu hikayeleri ile Ölümün Tam Zamanı'nın başında bulunan Mr. Quin'in Gelişi bu eski basımda yok, o hikayeler de olsaymış tam bir Quin külliyatı denebilirdi.

Dünyanın Sonu hikayesini ilk defa okuduğumda, bu tam basımı bulduğuma son derece mutlu oldum. En iyi Mr. Quin hikayelerinden biri olduğunu düşünüyorum. Kırık Kanatlı Kuş, Camdaki Gölge ve Ölü Arlöken de yine beni çok etkileyen hikayeler. ♥


Bu hakikaten acaip bir resimdi. Ortada bir Hint inciri vardı. Meyva güçlükle tanınıyordu. Bu bir girdaba düşmüştü sanki. Fon grimsi yeşildi. Hint inciri ise türlü renklere bürünmüştü, adeta bir mücevher gibi parlıyordu. Kötülük, lanet ve çürümüş, kokuşmuş et bu tabloda dile gelmişti. Mr. Satterthwaite, irkilerek başını çevirdi.  [Dünyanın Sonu, sf 112]

'Herşey görünüşte düzgün, parlak ve hoştur... Size hayranım, Düşes. Şahsiyet sahibi bir kadınsınız. Hayatla mertçe mücadele etmiş ve bu kavgadan galip çıkmışsınız. Fakat yerlerde sürünen insanlar, bazı şeylerin üstlerini değil, altlarını görürler... Bu da bir bakıma çok enteresandır.' [Dünyanın Sonu, sf 113]
 Mr. Satterthwaite, 'Güzellik,' diye düşündü. 'Böyle bir şey hakikaten var. Şirinlik, cazibe, çekicilik veya uydurduğumuz diğer sıfatlarla da alakası yok bunun. Sadece güzellik. Bir çehrenin biçimi... Kaşların şekli... Çehrenin yaptığı kavis...' Usulca bir mısarı tekrarladı, 'Binlerce geminin denize indrilmesine sebep olan çehre...' Yaşlı adam ilk defa bu sözlerin ne manaya geldiğini anlıyor, Truvalı Helen'i düşünüyordu. [Helen'in Çehresi, sf 160]
'Uzun tecrübeler neticesinde bir insanın bir başkasını kolay kolay tanıyamıyacağını anladım. Zaten hayatı tatlılaştıran, enteresan bir hale sokan şey de bu.' [Kırık Kanatlı Kuş, sf 215]


6 yorum :

  1. Kitaptan yaptıgınız alıntılar cok guzel, ozellikle Mr. Quin'in odaya girişinin tasviri...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alıntılar yüzünden çok uzun bir yazı oldu diye düşünüyordum ama benim gibi bunları okumayı sevenler olduğunu bilmek çok hoş. Teşekkür ederim. :)

      Sil
  2. Kaleminize sağlık.. Alıntılarıyla,açıklamalarıyla harika bir yazı olmuş.
    Ben her okuduğum kitapta kendime göre bir nevi 'anahtar kelime' listesi çıkarırım. Bu liste kitapta geçen yer isimleri, gidilen mekanlar, kullanılan markalar, kalınan oteller ... gibi basit görünen şeylerden oluşur. Ben bu ayrıntılara çok önem veririm. Kitabı bitirdiğimde notlarımın hepsini araştırırım ve bu şekilde kitabı daha iyi anladığımı düşünürüm. Çok sevdiğim Agahta Christie'nin eserleri bu yönden çok zengindir.
    Bu eseri yeni baskısından okudum. İnceleme yaparken büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Sizin de değindiğiniz gibi,çevirisi ve aslı arasında çok derin bir uçurum var. Hikayelerdeki bazı kısımlar değiştirilmiş, bazı kısımlara da hiç değinilmemiş. Orijinal kitapta toplam 12 hikaye varken çevirmen Gönül hanım dilimize 9 hikaye kazandırmış.Açıkçası bu duruma pek üzüldüm. Kitapların eski basımlarını bulmayı alışkanlık edineceğim sanırım.
    Yorumum biraz uzun oldu, farkındayım. Lütfen kusuruma bakmayın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Favori kitabımın yazısına böyle güzel bir yorum gelir de uzun olur mu hiç, zevkle okudum. Sizin de bu bahsettiğiniz listeleri paylaştığınız bir blogunuz var mı? Okumak isterdim.

      Ölümün Tam Zamanı için şu an güncel basımda ve yukarıda resmi olan kırmızı kapaklı kitapta 8 hikaye var. Eski basımda 7+2 yeni hikaye. Bir de hiç Türkçe'de olmayan 2 hikaye var maalesef.

      Eski Gönül Suveren çevirilerini de yeni kapakla basıyorlar, eksikler giderilmeden, üzücü bir durum.
      Çiğdem Öztekin dilini her ne kadar sevemesem de tam çeviri en azından, onunla avunuyoruz.

      Sevgiler.

      Sil
    2. Yanıtladığınız için çok teşekkür ederim ^.^
      Blog açmaya bir türlü cesaret edemiyorum fakat şöyle bir tumblr hesabım var : http://neselibirseyler.tumblr.com/
      Selam ve sevgi ile.

      Sil
    3. Rica ederim, tumblrda geleceğim iade-i ziyaretinize. Görüşmek üzere.

      Sil

Burası sukûnetin hakim olduğu, tenha bir kütüphane. İçinden geçenleri fısılda ki orada olduğunu bileyim.