21 Eylül 2018 Cuma

HAYATTAN KEYİF ALMAK İÇİN AT, KURTUL, FERAHLA Marie Kondo

Yayın Evi: Epsilon Yayınları
Basım Yılı: 2018
Sayfa Sayısı: 296

Marie Kondo'nun 'Japon toplama ve düzenleme sanatında ustalık dersleri' olarak nitelendirdiği ikinci kitabı At-Kurtul-Ferahla, ilk kitap olan Derle-Topla-Rahatla'ya göre daha olgun, daha az didaktik ve verimli bir kitap. Yine düzenleme konusunda profesyonel olarak yardım ettiği kişilerin ev toplama süreçlerinden sıkça misal verirken kendi kişisel deneyimlerini de paylaşıyor. Konmari düzenleme metodunu daha detaylandırarak anlattığı, aşamaları biraz daha kapsamlı bir şekilde açıkladığı için de 'ustalık' ibaresini kullanmayı uygun görmüş.  

Bu kitaptaki önerileri ve anlatımı daha çok beğendim ama yine de hem anlamsız hem de çelişkili yerler yok değildi. Mesela:

Yarısına kadar okuduğunuz ve henüz okumadığınız kitapların hepsinden kurtulun. [sf 139]

Gayet kibirli, soğuk ve net bir emir gibi değil mi? Neyse ki 'En sevdiğiniz kitaplar veya şu anda ihtiyacınız olan kitaplar elbette güvenle saklanabilir.' diye devam edip içimizi rahatlatıyor (!). Dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir düzen delisi dedi diye sevdiğimiz veya gerçekten ihtiyacımız olan kitapları (veya nesneleri) elden çıkaracağımıza inanıyor olabilir mi? Peki ya o kitapları sadece sıkıldığımız için bırakmamışsak? Vaktimiz müsait olmadığı için devam edemedik diyelim veya o dönem ruh halimize uygun düşmedi ama aslında dönüp okumaya değecek bir metin ise?

Birkaç sayfa sonra yine o çok önem verdiği 'keyif' hissini hatırlayarak durumu şöyle yumuşatıyor: 'Sizde keyif hissi uyandıran birçok kitabınızın olması büyük bir mutluluktur. Eğer onları tek tek alıp kesinlikle sizde keyif hissi uyandırdığına karar verdiyseniz; o zaman onları güvenle saklayın ve el üstünde tutmaya özen gösterin. [sf 143] İyi ki okumaya devam etmişiz, çünkü biraz önce 'Atın onları!' dediğinde robotik bir şekilde itaat etmiş de olabilirdik. :) Belki de -kitapları sıklıkla düzenleyip gerekmeyenleri elden çıkarmak dahilinde de olsa- bir kütüphanenin değeri ve fikrinden pek anlamadığı için bu gibi düşüncelerini gayet itici bulmuş olabilirim, sonuçta hassas konu.

Bu kitapta düzenlemeyi öğretme konusunda hatasız olduğuna inandığını ve yardım alan kişilerden biri 'geri tepme' dediği başa dönmeyi yaşadığında (271) duyduğu büyük hayalkırıklığını anlatan Marie, gittiği ekmek kursunda hata yapmaktan ölesiye korktuğunu söyleyerek karakterinin mükemmeliyetçi yanından da bahsediyor. Düzen konusunda da rahatsızlık derecesinde takıntılı, evdeki çekici atıp çivileri eski bir tavayla çakmak zorunda kalmak gibi ekstrem durumlarda yaşayan bir kadın söz konusu. 

Kısacası, At-Kurtul-Rahatla için, ilk kitaba kıyasla insanı düzen konusunda gayrete getiren güzel önerilerin biraz daha arttığını söyleyebiliriz ama nihayetinde bu fikirler, tavsiyeler kitabı yazan kişinin kişisel zevkleriyle doğru orantılı ve bakış açısıyla kısıtlı. Yine de yazıda bahsettiğim nokta hariç keyifle okuduğumu söyleyebilirim.

Eğer bir şeyin sizi mutlu ettiğinden eminseniz bir başkası ne derse desin saklayın. [sf 7]

Evinizi başarılı şekilde düzene sokmanızda ihtiyacınız olan iki beceri var: Size keyif veren şeyleri saklarken diğerlerinden kurtulmak ve saklamayı seçtiğiniz şeyleri nerede tutacağınıza karar verip her zaman yerine geri koymak. [sf 8]

Düzenlemeyi bitiremeyen çoğu insanın bir özelliği atmadan herşeyi depolamalarıdır. Eşyalar kaldırıldığında ev düzenli görünür ama saklama alanları gereksiz şeylerle dolu olursaonları düzenli tutmak imkansız hale gelir düzenleme işi kaçınılmaz bir şekilde geri teper. [sf 15]

Temizlik yaparken ellerimiz çalışır ve zihnimiz boşalır ama derleyip toparlamak neyi elden çıkaracağınızı, neyi tutacağınızı ve nereye koyacağınızı düşünmenizi gerektirir. Derlemek toparlamak zihni çalıştırırken, temizlemek arındırır. [sf 26]

Şikayet etmek aslında o insanın devam etmek için hala enerjisi olduğunun kanıtıdır. [sf 43]

Nesnelerin çekiciliklerinde üç ortak unsur: Objenin kendi güzelliği (özünde olan çekicilik), objeye aktarılan sevgi miktarı (kazanılmış çekicilik) ve ne kadar geçmişi olduğu veya değer biriktirdiği (tecrübeye dayanan değer). [sf 55]

Neden rengin benim için bu kadar önemli olduğunu düşünürdüm; birgün bunun annemin pişirdiği yemeklerden geldiği kafama dank etti. Her zaman, her öğün için çeşit çeşit yemekler hazırlardı ve sonuç her zaman çok renkli olurdu. Haşlanmış tavuk ve dulavratotu; sotelenmiş et ve mantar; patlıcanlı miso çorbası ve üzerinde deniz yosunu salatası olan soğutulmuş tofu gibi tek bir rengin hakim olduğu yemekler olduğunda annem masaya bakıp, 'Çok fazla kahverengi. Daha fazla renge ihtiyacı var.' derdi ve bir tabak doğranmış domates eklerdi. Şaşırtıcı olarak, o bir tabak masayı canlandırır ve yemeğimizi çok daha keyifli bir hale getirirdi. Evlerimiz de buna benzer. Eğer oda çıplak görünüyorsa, tek bir çiçek o odayı neşelendirebilir. [sf 59]

Evinizi sevdiğiniz eşyalarla süslemek, size keyif veren şeylerden mahrum kalacak kadar çıplak kalmasından çok daha önemlidir. [sf 60]

Boşlukları doldurma isteği insan doğasının bir parçasıdır.Eğer yüzde yetmiş doluluk veya 'ferahlık' hedeflersek, yalnızca klik noktamızı ıskalamakla kalmaz; bize keyif vermeyen eşyalar biriktirmeye başlar, yeni saklama parçaları alır ve sonuç olarak tekrar kendimizi başladığımız noktada buluruz. [sf 74]

Kitap başlıklarının ve içindeki kelimlerin enerjisi çok güçlüdür. Japonya'da 'kelimeler gerçekliğimizi oluşturur' deriz. Gördüğüüz veya temas ettiğimiz kelimeler benzer yapıdaki olayları çekerler. O anlamda sakladığımız kitaplara uygun bir kişi haline geliriz. Kitaplığınızdaki kitaplar olmayı arzu ettiğiniz kişiyi yansıtıyor mu? Bunu temel alarak hangi kitapları saklayacağınızı seçerseniz, hayatınızdaki olayların akışının dramatik şekilde değiştiğini farkedeceksiniz. [sf 143]

Eşyalarda var olan ruhların üç yönü vardır: O eşyanın yapıldığı maddenin ruhu, onu yapmış olan insanın ruhu ve onu kullanan insanın ruhu. Eşyayı yapanın, özellikle, o eşyanın kişiliğine büyük bir etkisi vardır. (...) Yine de sonunda, o nesnenin nasıl bir aurası olacağını (Japoncada kukikan olarak geçer ve tam anlamıyla 'havadaki his demektir) belirleyen, onu kullanan kişinin duyguları ve ona nasıl davrandığıdır. (...) Zihniniz sahip olduğunuz herşeyin değerini belirler. [sf 292]

4 yorum :

  1. İlk kitabı merak ediyordum ama okumamıştım, alıntılar çok ilginç, yine de senin takıldığın yerlere ben de takıldım:)) paylaştığın için çok teşekkürler Biblio’cum, sevgiler;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim Eren’cim, düzenin verdiği huzur, bizi mutlu eden şeylerin verdiği hisle birlikte güzel :) Bu kitapları seviyorum ve hemen hemen herkese öneriyorum ama uymayan yerleri de yazmak istedim. Yorumun için çok teşekkürler 😍

      Sil
  2. Merak ettim bu kitabı, atıp, kurtulma işine bir ara kafayı takmıştım zira.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayat tarzı haline getirilip alışılınca kolaylık sağlayan yöntemler.

      Sil

Burası sukûnetin hakim olduğu, tenha bir kütüphane. İçinden geçenleri fısılda ki orada olduğunu bileyim.