Yayın Evi: Altın Kitaplar Yayınevi
Basım Yılı: Nisan 2009
Sayfa Sayısı: 331
Agatha Christie'nin kurgulama dehasının bir ürünü olarak bu kitap, adaşı meşhur mitolojik kahraman Hercule'ün oniki görevinden esinlenen sevgili Poirot'muzun çözdüğü olaylardan oluşuyor. Hercule Poirot'nun emekli olup kabak yetiştirmeye (!) karar verdiği bir dönemde onu ziyarete gelen arkadaşı Dr. Burton'la yaptığı bir konuşma onu mitoloji okumaya yöneltiyor ve dedektifimiz karşılaştığı efsanevi karmaşadan pek hoşlanmasa da belli bir düzen doğrultusunda oniki göreve sadık kalmaya karar veriyor.
Modern apartmanındaki yalın, düzenli, titizlikle ısıtılmış kare* odasında koltuğuna oturup yunan mitolojisi okuyan ve kendi kendine düşünen Hercule Poirot'nun mırıltılarını dinlemekten şahane ne olabilir?
Antik Herkül'e verilen görevleri simgesel olarak karşılayan hikayelerden tamamını büyük bir zevkle okusam da içlerinden bazıları vardı ki hakikaten harikuladeydi;
Esasen bir cinayet öyküsü olmayan
Arkadia Geyiği içerdiği dramatik anlatımla,
Augias'ın Ahırları su yataklarını değiştirme esprisiyle ve
Stymphalia'nın Kuşları tekinsiz havasıyla çok etkiledi beni.
Hydra Ejderi'nin simgelediği olgu tam yerindeydi.
Geryoneus'un Sığırları "sığır gibi güdülmek" tabirini çok güzel karşılarken, Bayan Carnaby'inin zaman zaman kendini kaybedip sürü psikolojisine kapılıvermesiyle çok eğlendim.
Hesperidlerin Elmaları'daki altın kadehin el değiştirmeleri bir parça kafamı karıştırsa da anlamlı bitişiyle hoş bir his bıraktı diye düşünüyorum.
Son hikaye
Kerberos'un Yakalanması, Agatha Teyze'mizin ifadesiyle yazarken onu en çok zorlayan öykü olmuş kitapta. Klasik yumuşak tarzının biraz dışında kalan, Cehennem adında bir gece kulübü ve onun kapısında bekleyen Kerberos adlı kocaman siyah bir köpekle ilerleyen hikaye Hercule Poirot'nun bildiğimiz tek flörtü Kontes Vera Rossakoff'u da içermesi açısından hem güzel hem de dehşetli bir atmosfere sahip. İşin ilginç tarafı Agatha Christie aynı isimle, yine Kontes Vera'yı kullandığı başka bir hikaye daha yazmış ve saklamış. John Curran'ın
Agatha Christie'nin Gizli Defterleri'nde yayınladığı bu hikaye, yine
Kerberos'un Yakalanması adını taşıyor fakat tamamen farklı bir konudan bahsediyordu.
Kitabı okurken sık sık Agatha Christie'nin tam okumak istediğim türden hikayeler yazdığını, böylece beni nasıl mutlu ettiğini düşündüm. Zaten içinde Hercule Poirot olup da beğenmediğim kitabı çok nadirdir. Hercule'ün On İki Görevi de bu istisnalardan biri olmadı. İçinde, her hikayenin başında bulunan mitolojik özetlerde kullanılan, Yunan alfabesini andıran yazıtipinin ayrıca hoşuma gittiğini de ekleyeyim. Sıcak tonlarda esrarengiz ve hoş bir kapağı olan, bu tombul kitabı çok sevdim. :)
Not: Kitabı aynı dönemde okuduğumuz
Kitap Kulübü üyesi arkadaşlarıma ve
mitolojiyle yakından ilgilenen ve benim gibi Agatha Christie'yi çok seven canım arkadaşım
Deniz'e teşekkür ediyorum. Birlikte okumak güzeldi. :)