9 Mayıs 2012 Çarşamba

SARMAŞIK_Şebnem İşigüzel

Yayın Evi: Everest Yayınları
Basım Yılı: Eylül 2002
Sayfa Sayısı: 391

Sarmaşık'tan sonra, olgunlaşmamış kitapların okuyucuda  kalıcı bir iz bırakamadığı düşüncesi yeniden belirdi zihnimde. Evet, merakla okunuyor, akıcı bir roman ama sanki derinlik boyutu eksikti. Marifetmiş gibi romanın 4,5 ayda yazıldığını da eklemişler arka kapak yazısına. Öylesine hızlı yazarım, ona rağmen çok güzel olur diye bir şey yok. Bu cesarette ısrar edince, hayli önemli ayrıntıları atlanmış, tam demlenmemiş, böyle bir şey çıkıyor ortaya.

Karakterler hakkındaki fikirlerin heyecanla geldiği kesin ama sadece bu yeterli olmuyor maalesef. Renk körü bir ressam (Ali Ferah), harfleri tanıyamama hastalığına yakalanmış nobel ödüllü bir yazar (Salim Abidin) v.s. Yine benzeri bir heyecanla gelen "sarmaşık" metaforu da romanın çeşitli konular ve sayıca hayli fazla ana karakterle karmakarışık bir hal almasına yol açıyor.

Kitapla alakalı uzun uzun yazmayacağım, zira söylemek istediğim bir çok şeyi incelikle, titizlenerek bir araya getirmiş bir yazı mevcut Sabit Fikir dergisinde. Hayati Roman, Sarmaşık'daki tutarsızlıkları çok iyi analiz etmiş diye düşünüyorum.

Sarmaşık üzerinden baktığımda, Şebnem İşigüzel'in kalemi maalesef takip edilesi bir anlam ifade etmiyor benim için. Kafamı dağıtmak için bir şeyler okumam gereken bir dönemde sıkılmadan bitirmiştim. Diğer kitapları bir yerlerde karşıma çıkarsa belki bir göz atarım, hepsi bu.

10 yorum :

  1. İlk okuduğumda çok beğenmiştim ancak sonra düşündükçe bazı tutarsızlıkların olduğunu fark ederek soğumuştum hatta bir kaç kez düşündüm blogdaki yazımı değiştirmeyi daha sonra senin de değindiğin yazıyı okuduğumda bir tek benim böyle düşünmediğimi görmüş oldum. Yazıya sonuna kadar katılıyorum. Bazen okuduğum kitabı sıcağı sıcağına yazmamak biraz beklemek gerektiğini düşünüyorum. Ama ne yapayım koçum sabırsızım :)
    Sevgiler Canım Arkadaşım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) çok tatlısın canım. Ben de çok merak ediyordum ama tam beklediğim gibi çıkmadı maalesef.

      Sil
  2. Konu ilginçmiş ama dediğin gibi konunun ilginç ve sürükleyici olması yetmiyor:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet daha derinlemesine bir hali olmalı, en azından bizim için =)

      Sil
  3. Yıllaar ince okumuştum bu kitabı. hoşuma gitmemişti ama ara ara aklıma gelen nadir kitaplardandır. Yanlış hatırlamıyorsam bu kitabında yazar kendini kitabın içine bir karakter olarak koymuştu ve bu da kitabın gerçekliğini bozmuştu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabın sürprizini bozmiyim diye yazmamıştım ama öyle bir şey var hakikaten.

      Romana dahil olmanın nasıl bir güzellikle yazıldığını görmek için Fransız Teğmenin Kadını'nı okumak lazım.

      Sil
  4. hımm, "demlenmemiş" tabirin çok hoş ve yeterince fikir verici:))

    YanıtlaSil
  5. Yanıtlar
    1. En güzel yeri kapağı mı desek =)

      Sil

Burası sukûnetin hakim olduğu, tenha bir kütüphane. İçinden geçenleri fısılda ki orada olduğunu bileyim.