Yayın Evi: Altın Kitaplar
Basım Yılı: Eylül 2009
Sayfa Sayısı: 288
Agatha Christie Okumaları'mızın benim için son kitabı 16.50 Treni idi. Daha önce Lahitteki Ceset ismiyle okuduğum kitabın, üstüste eski basım Christie'ler keşfedip, hepsini bir çırpıda okumamla karman çorman olmuş bir okuma dönemine denk geldiğinden olacak, tam olarak hoşluğunun farkına varamamışım o zamanlar.
Aklımda sadece "iki yanyana giden tren, bunlardan birinde işlenen cinayeti diğer trendeki bir yaşlı kadının görmesi, Miss Marple'ın genç bir kızı cinayeti araştırmakla görevlendirmesi ve kızın kahya olarak girdiği malikanenin ambarındaki eski lahitte bir ceset bulması" kalmış. İşin güzel tarafı katilin kim olduğunu hatırlamıyordum. Kitabın sonlarına doğru ufak bir şey takıldı aklıma ve "sürahi neden onun elinde?" diye düşündüm ama üzerinde fazla durmadım. Poirot'nun tabiriyle gri hücrelerimi bir parça daha çalıştırmamakla yazık etmişim.
16.50 Treni, polisiye edebiyatın ilkelerine uygun olarak tüm ipuçlarını veren fakat polis sorgusunun rotasını da anlattığı için insanın kafasını karıştıracak şüpheliler ortaya çıkaran bir kitap. Miss Marple'ın trenlerle ve virajla ilgili çalışması çok hoştu. Sevimli ihtiyarcığın yiğeni olarak tanıttığı Lucy Eyelesbarrow üzerinden de gayet ilgi çekici bir tip oluşturmuş Agatha Christie. Zeki, becerikli, güzel ama kahyalığı çalışabileceği diğer işlere tercih eden kuvvetli karakterli bir kız olarak tasvir ettiği Lucy'nin mutfak becerilerini uzun uzun anlatmayı ihmal etmemiş.
Bu kitapla birlikte, artık tarzına aşina olduğum, iyice tanıdığımda benimseyip sevdiğim Miss Marple'la bir süre için vedalaşma zamanı da gelmiş bulunuyor. Sevgili arkadaşım Deniz'e, Agatha Christie Okumaları'mızdaki keyifli yol arkadaşlığı için tekrar teşekkür ediyorum. Yine çok güzeldi.. Onun da dediği gibi bizde bu Christie tutkusu oldukça, daha nicelerini yaparız inşallah. :)
.
.
9 Mayıs 2011 Pazartesi
3 Mayıs 2011 Salı
CİNAYET İLANI_Agatha Christie
Yayın Evi: Altın Kitaplar
Basım Yılı: Ağustos 2010
Sayfa Sayısı: 240
Cinayet İlanı, arada kaynamış bir kitap mıydı benim için, yoksa daha önce yeni basımı yokken kütüphanede bulduğumda çok heyecanlanıp bir lokmada mı yutmuştum tam bilmiyorum ama bu defa okuduğumda çok beğendim. Bu beğeninin kaynağında üstüste okuduğum Miss Marple kitaplarından dolayı kadıncağızın tavırlarına aşina oluşumun etkisi de olabilir biraz.
Masum bakışlı mavi gözleri, pamuk gibi yumuşacık beyaz saçlarıyla bizim "ihtiyarcık" bu defa, daha sonra Miss Marple'ın Son Maceraları kitabındaki ilk hikaye olan Tapınak'ta da karşımıza çıkacak olan eski bir dostunun kızı, rahibin karısı Bayan Harmon'u ziyarete gidiyor.
Chipping Cleghorn adındaki bu sakin köyün yerel gazetesinde birkaç gün evvel bir ilan çıkmış, köyün sakinlerinden Miss Blacklock'un evi Little Paddocks'ta, Cuma günü saat 18:30'da bir cinayet işleneceği duyurulmuştur. Komşular meraklanarak söz konusu eve gider ve denilen saatte gerçekten biri öldürülür. Olayı çözmekle görevlendirilen Müfettiş Craddock'un isim babası, eski polis şeflerinden Sir Henry Clithering sevgili dostu Miss Marple'ın onlara yardım edebileceğini düşünür. Genç Müfettiş Craddock ve Miss Marple güçlerini birleştirirler ve arkası çorap söküğü gibi gelir..
Miss Marple, doğal olarak bol bol konuşup örgü örüyor bu kitapta da. Şöminenin önünden kalktığı zamanlarda ise köyde dolaşıp sürekli birilerinde çay içiyor. Fakat hakkını yemeyelim, bu defa sesini değiştirmek ve süpürge dolabından fırlayıvermek gibi farklı enerjik atılımlarını da görüyoruz :) Onun bu halleri ve manevi kızı "Bunch"un (Bayan Harmon) müfettiş geldiğinde yerlerde emekleyerek gezinmesi çok komikti. Kadının makul bir açıklaması da vardı tabii.
Yaşlı teyzeciğimizi tanıyanlar bilir; O, dünyanın gerçekten de kötülük dolu bir yer olduğunu düşünür, insanların birbirine benzediğini, aslında her zaman kendilerinden beklenen şekilde davrandıklarını ifade eder. Yeni karşılaştığı herkesin, oturduğu köy olan St. Mary Mead'de bir muadili mutlaka vardır. Psikolojiyi böylece insanları birbirlerine benzeterek çözer Miss Marple. Cinayet İlanı'nda bu benzetmelerden bizi mahrum bırakmıyor.
Agatha Christie'nin bu taşra polisiyesinde bir de "tatlı ölüm" motifi var ki çok hoş. Kitabın "İlk defa evlerinde 'tatlı ölümü' yediğim dostlarıma" diyerek ithaf etmesinin ardından konu ilerledikçe bunun ne anlama geldiğini eğlenceli esprilerle öğreniyoruz.
Kitapta ayrıca Miss Blacklock'un yiğeni Julia'nın tespitleri ve net tavrı hoşuma gitti. Cinayet ilanını görüp heyecanlanan konuklar eve geldiklerinde, neredeyse tamamının aynı klişe sözlerle neden geldiklerini örtbas etmeye çalışırken, Bunch'un top güllesi gibi içeri dalarak "Çok geç kalmadım ya? Cinayet ne zaman olacak?" diye sormasının çok şirin olduğunu söylüyordu mesela.
Bütün iyi yönlerine rağmen maalesef kitabın sonunda açıklamayan birkaç nokta da var. Yine çeviri hatası olmadığını umuyorum. Kitabın başındaki sorulara ek olarak;
Julia tavanarasında ne yapıyordu?
Miss Marple sarı saçlarının başının üzerinde toplamış genç kadının resmini hangi albümde ne zaman görmüştü?
Bilemiyoruz.
Basım Yılı: Ağustos 2010
Sayfa Sayısı: 240
Cinayet İlanı, arada kaynamış bir kitap mıydı benim için, yoksa daha önce yeni basımı yokken kütüphanede bulduğumda çok heyecanlanıp bir lokmada mı yutmuştum tam bilmiyorum ama bu defa okuduğumda çok beğendim. Bu beğeninin kaynağında üstüste okuduğum Miss Marple kitaplarından dolayı kadıncağızın tavırlarına aşina oluşumun etkisi de olabilir biraz.
Masum bakışlı mavi gözleri, pamuk gibi yumuşacık beyaz saçlarıyla bizim "ihtiyarcık" bu defa, daha sonra Miss Marple'ın Son Maceraları kitabındaki ilk hikaye olan Tapınak'ta da karşımıza çıkacak olan eski bir dostunun kızı, rahibin karısı Bayan Harmon'u ziyarete gidiyor.
Chipping Cleghorn adındaki bu sakin köyün yerel gazetesinde birkaç gün evvel bir ilan çıkmış, köyün sakinlerinden Miss Blacklock'un evi Little Paddocks'ta, Cuma günü saat 18:30'da bir cinayet işleneceği duyurulmuştur. Komşular meraklanarak söz konusu eve gider ve denilen saatte gerçekten biri öldürülür. Olayı çözmekle görevlendirilen Müfettiş Craddock'un isim babası, eski polis şeflerinden Sir Henry Clithering sevgili dostu Miss Marple'ın onlara yardım edebileceğini düşünür. Genç Müfettiş Craddock ve Miss Marple güçlerini birleştirirler ve arkası çorap söküğü gibi gelir..
Miss Marple, doğal olarak bol bol konuşup örgü örüyor bu kitapta da. Şöminenin önünden kalktığı zamanlarda ise köyde dolaşıp sürekli birilerinde çay içiyor. Fakat hakkını yemeyelim, bu defa sesini değiştirmek ve süpürge dolabından fırlayıvermek gibi farklı enerjik atılımlarını da görüyoruz :) Onun bu halleri ve manevi kızı "Bunch"un (Bayan Harmon) müfettiş geldiğinde yerlerde emekleyerek gezinmesi çok komikti. Kadının makul bir açıklaması da vardı tabii.
Yaşlı teyzeciğimizi tanıyanlar bilir; O, dünyanın gerçekten de kötülük dolu bir yer olduğunu düşünür, insanların birbirine benzediğini, aslında her zaman kendilerinden beklenen şekilde davrandıklarını ifade eder. Yeni karşılaştığı herkesin, oturduğu köy olan St. Mary Mead'de bir muadili mutlaka vardır. Psikolojiyi böylece insanları birbirlerine benzeterek çözer Miss Marple. Cinayet İlanı'nda bu benzetmelerden bizi mahrum bırakmıyor.
Agatha Christie'nin bu taşra polisiyesinde bir de "tatlı ölüm" motifi var ki çok hoş. Kitabın "İlk defa evlerinde 'tatlı ölümü' yediğim dostlarıma" diyerek ithaf etmesinin ardından konu ilerledikçe bunun ne anlama geldiğini eğlenceli esprilerle öğreniyoruz.
Kitapta ayrıca Miss Blacklock'un yiğeni Julia'nın tespitleri ve net tavrı hoşuma gitti. Cinayet ilanını görüp heyecanlanan konuklar eve geldiklerinde, neredeyse tamamının aynı klişe sözlerle neden geldiklerini örtbas etmeye çalışırken, Bunch'un top güllesi gibi içeri dalarak "Çok geç kalmadım ya? Cinayet ne zaman olacak?" diye sormasının çok şirin olduğunu söylüyordu mesela.
Bütün iyi yönlerine rağmen maalesef kitabın sonunda açıklamayan birkaç nokta da var. Yine çeviri hatası olmadığını umuyorum. Kitabın başındaki sorulara ek olarak;
Julia tavanarasında ne yapıyordu?
Miss Marple sarı saçlarının başının üzerinde toplamış genç kadının resmini hangi albümde ne zaman görmüştü?
Bilemiyoruz.
2 Mayıs 2011 Pazartesi
CİNAYETLER KULÜBÜ_Agatha Christie
Yayın Evi: Altın Kitaplar
Basım Yılı: Eylül 2009
Sayfa Sayısı: 240
Miss Marple'ın evinde, sevgili yiğeni Raymond West ve arkadaşları her hafta Salı günleri toplanır, çözüme ulaşmamış cinayet hikayeleri anlatıp esrarı keşfetmeye çalışarak bir Cinayetler Kulübü kurarlar. Her zamanki gibi sevimli "ihtiyarcık" Miss Marple olayların arkasında gizlenen gerçekleri herkesten önce anlar ve diğerlerine anlatır. Bu kitapta Raymond West'in evliliğinin başlangıcı da var aynı zamanda.
Hikayelerden bazıları bilhassa Joyce Lampiere'nin anlattığı efsanevi kan damlaları öyküsü ve Dr Pender'in büyülü orman hikayesi çok hoşuma gitti.
Christie'nin Miss Marple üzerinden iki ayrı Cinayetler Kulübü oluşturduğu kitapta ilk 6 bölümden sonra, sahne Cesetler Merdiveni kitabından tanıdığımız Bay ve Bayan Bantry'lerin evi olarak değişiyor ve cinayet öyküleri anlatılmaya devam ediyor. Toplam 13 hikaye mevcut ve kulübün üyeleri daima 6 kişiler. Batı anlayışına göre uğursuz ve şeytanı temsil ettiğine inanılan bu rakamları kitaba yerleştirmek de Agatha Teyze'mizin titiz plan anlayışının bir örneği. Ayrıca hikaye içinde hikayeler şeklinde o kadar çok ayrıntı var ki yazılarda kendisini bir kere daha takdir etmemek mümkün değil. Farklı farklı zihinlerin bir olayı nasıl yorumlayabileceğine dair çok fazla düşünmüş olmalı.
Bu arada Cinayetler Kulübü Agatha Christie Okumaları'nın 5. kitabıydı benim için. Maalesef Nisan ayı içinde okumak istediğim 7 Christie'yi sığdıramadım. Kalan 2 kitabın yorumlarını birkaç gün içinde Gece Kütüphanesi'nde görebilirsiniz.
Basım Yılı: Eylül 2009
Sayfa Sayısı: 240
Miss Marple'ın evinde, sevgili yiğeni Raymond West ve arkadaşları her hafta Salı günleri toplanır, çözüme ulaşmamış cinayet hikayeleri anlatıp esrarı keşfetmeye çalışarak bir Cinayetler Kulübü kurarlar. Her zamanki gibi sevimli "ihtiyarcık" Miss Marple olayların arkasında gizlenen gerçekleri herkesten önce anlar ve diğerlerine anlatır. Bu kitapta Raymond West'in evliliğinin başlangıcı da var aynı zamanda.
Hikayelerden bazıları bilhassa Joyce Lampiere'nin anlattığı efsanevi kan damlaları öyküsü ve Dr Pender'in büyülü orman hikayesi çok hoşuma gitti.
Christie'nin Miss Marple üzerinden iki ayrı Cinayetler Kulübü oluşturduğu kitapta ilk 6 bölümden sonra, sahne Cesetler Merdiveni kitabından tanıdığımız Bay ve Bayan Bantry'lerin evi olarak değişiyor ve cinayet öyküleri anlatılmaya devam ediyor. Toplam 13 hikaye mevcut ve kulübün üyeleri daima 6 kişiler. Batı anlayışına göre uğursuz ve şeytanı temsil ettiğine inanılan bu rakamları kitaba yerleştirmek de Agatha Teyze'mizin titiz plan anlayışının bir örneği. Ayrıca hikaye içinde hikayeler şeklinde o kadar çok ayrıntı var ki yazılarda kendisini bir kere daha takdir etmemek mümkün değil. Farklı farklı zihinlerin bir olayı nasıl yorumlayabileceğine dair çok fazla düşünmüş olmalı.
Bu arada Cinayetler Kulübü Agatha Christie Okumaları'nın 5. kitabıydı benim için. Maalesef Nisan ayı içinde okumak istediğim 7 Christie'yi sığdıramadım. Kalan 2 kitabın yorumlarını birkaç gün içinde Gece Kütüphanesi'nde görebilirsiniz.
26 Nisan 2011 Salı
CİNAYETLER OTELİ_Agatha Christie
Yayın Evi: Altın Kitaplar
Basım Yılı: Ağustos 2010
Sayfa Sayısı: 146+30
Tarihin tozlu sayfalarından fırlamış gibi duran, öyle nostaljik bir atmosfere sahip bir yerdir Bertram Oteli. Tonton-sevimli yaşlı teyzelerin, emekli albay ve din adamlarının Londra'ya geldiklerinde kalmayı istedikleri türden sessiz sakin bir sığınak.. Miss Marple da alışveriş için geldiği büyük şehirde konaklamak için burayı tercih etmiştir. Bir süre geçtikten sonra otelde herşeyin aslında göründüğü gibi sukunetle akıp gitmediğini farkeder. Kapıcının öldürülmesinin ardından polis, yaşlı hafiyemizin yardımıyla katili bulur ve kapıların ardında dönen gizli dolapları açığa çıkarır.
Cinayetler Oteli daha önceki okuyuşumda çok karmaşık ve bazı yerlerini anlamsız bulduğum, böylelikle favori listeme girememiş bir kitabıydı Agatha Christie'nin. Bilhassa otelin atmosferinin uzun uzun anlatılmasından sıkılmıştım diye hatırlıyorum. Şimdi aradan yaklaşık 10-12 sene geçtikten sonra tekrar okuduğumda özellikle o kısımları sevmemi, Bertram'ın geçici sakinleri kadar olmasa da huzurlu bir ortamın ne anlama geldiğini bir parça daha farketmeye bağlıyorum.
Velhasıl bu defa kitabı sevdim. Miss Marple'ın çift isimli İngiliz mağazalarından aldığı keten çarşafları görmüş gibi bayıldım. Otelin sabah kahvaltısının harikuladeliğini ise aşağıdaki alıntıdan okuyabilirsiniz. :) Adeta Tiktok'un çay partisi gibi . O kitabın da tamamını bir bulabilsem.
Basım Yılı: Ağustos 2010
Sayfa Sayısı: 146+30
Tarihin tozlu sayfalarından fırlamış gibi duran, öyle nostaljik bir atmosfere sahip bir yerdir Bertram Oteli. Tonton-sevimli yaşlı teyzelerin, emekli albay ve din adamlarının Londra'ya geldiklerinde kalmayı istedikleri türden sessiz sakin bir sığınak.. Miss Marple da alışveriş için geldiği büyük şehirde konaklamak için burayı tercih etmiştir. Bir süre geçtikten sonra otelde herşeyin aslında göründüğü gibi sukunetle akıp gitmediğini farkeder. Kapıcının öldürülmesinin ardından polis, yaşlı hafiyemizin yardımıyla katili bulur ve kapıların ardında dönen gizli dolapları açığa çıkarır.
Cinayetler Oteli daha önceki okuyuşumda çok karmaşık ve bazı yerlerini anlamsız bulduğum, böylelikle favori listeme girememiş bir kitabıydı Agatha Christie'nin. Bilhassa otelin atmosferinin uzun uzun anlatılmasından sıkılmıştım diye hatırlıyorum. Şimdi aradan yaklaşık 10-12 sene geçtikten sonra tekrar okuduğumda özellikle o kısımları sevmemi, Bertram'ın geçici sakinleri kadar olmasa da huzurlu bir ortamın ne anlama geldiğini bir parça daha farketmeye bağlıyorum.
Velhasıl bu defa kitabı sevdim. Miss Marple'ın çift isimli İngiliz mağazalarından aldığı keten çarşafları görmüş gibi bayıldım. Otelin sabah kahvaltısının harikuladeliğini ise aşağıdaki alıntıdan okuyabilirsiniz. :) Adeta Tiktok'un çay partisi gibi . O kitabın da tamamını bir bulabilsem.
23 Nisan 2011 Cumartesi
MİSS MARPLE'IN SON MACERALARI_Agatha Christie
Yayın Evi: Altın Kitaplar
Basım Yılı: Eylül 2008
Sayfa Sayısı: 192
Agatha Christie'nin Kayıp On Bir Günü kitabının 260. sayfasında ünlü yazarın öfkeyle karışık tuhaf hisler duyduğu biriyle alakalı Terzi'nin Bebeği isminde bir hikaye yazdığı ifade edilir. Konusunu öğrendiğimden beri okumak istediğim bu hikaye Miss Marple'ın Son Maceraları'nda karşıma çıktı ve adeta büyüledi beni. Christie'nin son derece etkileyici, tarz hikayelerinden biriydi bu.
Öykü, Terzi Alicia Coombe'un atölyesinde bulunan, kimin getirdiği belli olmayan şık giyimli bir oyuncak bebeğin etrafında gelişen mistik olayları anlatıyor. Bu hikaye ile beraber Karanlık Sularda adındaki öyküde de Miss Marple yok. Bu ikisinin bir diğer ortak özelliği de içerdikleri doğaüstü öğelerin bir şekilde açıklanmamış olması.
Diğer öyküler içinde de benzer bir havayı taşıyanlar bulunmasına karşın tüm esrarengiz durumlara mantıklı birer açıklama getirmeyi ihmal etmemiş Agatha Christie.
Onun bu özenine muhalif, maalesef kitapta önemli görülmeyerek atlanmış yerler; bir çok çeviri eksiği var ki bu da Christie'nin bazı olayların çözümlerinde eksikler bırakmış olduğu izlenimini doğuruyor okuyucuda. Gerçekte ise kitabın orijinalinde bulunan bazı cümlelerin es geçilmesi gibi bir durum mevcut. Miss Marple Bir Hikaye Anlatıyor isimli öykünün sonunda g harflerini söyleyemeyen kadından bahsedilirken kırk yaşında olduğu ifade edilen cümlenin yokedilmesi gibi. Konuya tam vakıf olmadan yapılan tercümelerin sonuçları böyle vahim oluyor ne yazık ki.
Çeviri yönünden şanssız ve hacimsel olarak biraz cılız kalan bu kitap, içlerinden biri Cinayetler Oteli'nin sonunda ek olarak yayınlanan Greenshaw'ın Deliliği isimli öykü olmak üzere 7 Miss Marple macerası ve 2 de özgün hikaye içeriyor.
Basım Yılı: Eylül 2008
Sayfa Sayısı: 192
Agatha Christie'nin Kayıp On Bir Günü kitabının 260. sayfasında ünlü yazarın öfkeyle karışık tuhaf hisler duyduğu biriyle alakalı Terzi'nin Bebeği isminde bir hikaye yazdığı ifade edilir. Konusunu öğrendiğimden beri okumak istediğim bu hikaye Miss Marple'ın Son Maceraları'nda karşıma çıktı ve adeta büyüledi beni. Christie'nin son derece etkileyici, tarz hikayelerinden biriydi bu.
Öykü, Terzi Alicia Coombe'un atölyesinde bulunan, kimin getirdiği belli olmayan şık giyimli bir oyuncak bebeğin etrafında gelişen mistik olayları anlatıyor. Bu hikaye ile beraber Karanlık Sularda adındaki öyküde de Miss Marple yok. Bu ikisinin bir diğer ortak özelliği de içerdikleri doğaüstü öğelerin bir şekilde açıklanmamış olması.
Diğer öyküler içinde de benzer bir havayı taşıyanlar bulunmasına karşın tüm esrarengiz durumlara mantıklı birer açıklama getirmeyi ihmal etmemiş Agatha Christie.
Onun bu özenine muhalif, maalesef kitapta önemli görülmeyerek atlanmış yerler; bir çok çeviri eksiği var ki bu da Christie'nin bazı olayların çözümlerinde eksikler bırakmış olduğu izlenimini doğuruyor okuyucuda. Gerçekte ise kitabın orijinalinde bulunan bazı cümlelerin es geçilmesi gibi bir durum mevcut. Miss Marple Bir Hikaye Anlatıyor isimli öykünün sonunda g harflerini söyleyemeyen kadından bahsedilirken kırk yaşında olduğu ifade edilen cümlenin yokedilmesi gibi. Konuya tam vakıf olmadan yapılan tercümelerin sonuçları böyle vahim oluyor ne yazık ki.
Çeviri yönünden şanssız ve hacimsel olarak biraz cılız kalan bu kitap, içlerinden biri Cinayetler Oteli'nin sonunda ek olarak yayınlanan Greenshaw'ın Deliliği isimli öykü olmak üzere 7 Miss Marple macerası ve 2 de özgün hikaye içeriyor.
19 Nisan 2011 Salı
SUÇ ORTAKLARI_Agatha Christie
Yayın Evi: Altın Kitaplar
Basım Yılı: Mayıs 2010
Sayfa Sayısı: 287
Agatha Christie'nin genç dedektifleri Tommy ve Tuppence Beresford çifti kurdukları Blunt Dedektiflik Bürosu'na gelen ilginç olayları çözerken her bir konu için polisiye edebiyatının ünlü dedektiflerinden birinin tarzına bürünürler. Kitap bu yönüyle, zevkle okunan bir dedektif hikayeleri silsilesidir.
Dairedeki Peri ve Bir Demlik Çay: Tommy ve Tuppence'ın dedektiflik bürosu, Herbert Jenkins'in Malcolm Sage isimli romanından esinlenerek oluşturulmuştur. Malcolm Sage'in dedektiflik bürosunun da aynı şekilde bir sekreteri (Tuppence'in Miss Robinson rolü) ve genç bir odacısı (Beresford'ların yardımcısı Albert) vardır. İki büro da telefon hatları ve alarmlarıyla dönemin modern birer mekanıdır. Sage işleri yoğunsa yeni gelen müşterileri kovabilecek kadar kaba olabilirken, Tommy ve Tuppence yoğun oldukları izlenimini vermek için gelenleri bekletmektedir.
Pembe İnci Olayı: Tommy bu hikayede kime öyküneceği konusunda biraz kararsızdır. Önce güzel şık bir ropdöşambır, bir çift Türk terliği ve kemanıyla Arthur Conan Doyle'ün Sherlock Holmes'ü olmaya karar verir ancak olay mahallini soruşturmaya giderken fikir değiştirir. Richard Austin Freeman'ın ünlü karakteri Dr Thorndyke'a öykünür, Tuppence ise onun asistanı Nathaniel Polton rolünü oynar.
Uğursuz Yabancı Olayı: Valentine Williams'ın Francis ve Desmond Okewood kardeşleri baz alınmıştır. Bölümde yine Tuppence'ın ağzından yazarın Çarpık Ayaklı Adam öyküsüne bir gönderme vardır.
Papazdan Kaçınmak ve Gazete Elbiseli Adam: Bu iki bölümlük hikaye şimdilerde neredeyse unutulmaya yüz tutmuş bir yazar olan İsabel Ostrander'ın Havadaki Kanıt öyküsüyle paraleldir. Her iki öyküde de ölen genç bir kadın kilit noktası mahiyetindeki son sözleriyle yer alır. Tommy ve Tuppence, eski bir polis memuru olan Tommy McCarty ve bir itfaiyeci Denis Riordan'ı oynamaktadırlar.
Kaybolan Kadının Gizemi: Sir Arthur Conan Doyle'nin Lady Frances Carfax'ın Kayboluşu isimli öyküsünü anımsatmakta, dedektiflerimiz Sherlock Holmes ve kadim dostu Watson'ı yadetmektedir.
Kör Adamın Oyunu: Bu bölümde Tommy, Clinton H. Staggs'ın kör dedektifi Thornley Colton gibi davranarak önce bir hayli eğlenir, sonrasında ise bu oyunu olayın çözümünde büyük bir rol oynar.
Sisteki Adam*: Klasik İngiliz yazar Gilbert Keith Chesterton'ın kurgu karakteri Father Brown stilinde bir hikayedir.
Kalpazan: Edgar Wallace'ın entrika tarzının bir yansıması şeklindedir.
Sunningdale'in Gizemi: Barones Orczy'nin Köşedeki Yaşlı Adam öyküsü üzerinden ilerlemektedir. Tuppence gazeteci Polly Burton havasındayken, Tommy ise Orczy'nin karakterlerinden Billy Owen kisvesinde bir ipe düğüm atıp durmaktadır.
Ölümün Pusuda Beklediği Ev: Bu dehşetli hikaye için Alfred Edward Wooley Mason'un ünlü dedektifi Hanaud ve Ok Evi isimli hikayesi ilham kaynağıdır. Savaş döneminde bir hastanenin ecza bölümünde çalışan Christie'nin bilgisini konuşturduğu usta işi zehir hikayelerinden biri olarak Beresford'ların külliyatında yerini alır.
Çürütülemez Kanıt: Cinayet öyküsü olmayan bu bölümde kanıt mefhumu çevresinde dönen dedektif hikayeleri yazarı İrlandalı Freeman Wills Crofts'ın Scotland Yard Müfettişi Joseph French model alınmıştır.
Rahibin Kızı ve Kırmızı Konak: İki bölüm devam eden bu hikaye, Anthony Berkeley'in dedektifi Roger Sherringham'ın bir parodisi gibi başlar ve ünlü İngiliz polisiye yazarı Henry Christopher Bailey'in Dr. Fortune hikayelerinden Menekşe Tarlası'nı anımsatarak devam eder.
Büyükelçinin Botları: Yine H. C. Bailey'in dedektifleri doktor Reginald Fortune ve polis şefi Bell'in izlerini takip eden bir hikayedir.
16 Numaralı Adam: Agatha Christie burada kendi meşhur romanlarından Büyük Dörtler'i model alır ve esinlenilen dedektifimiz tabii ki Hercule Poirot'dur.
*Altın Kitaplar'da isim Çöplükteki Adam olarak çevrilmiş ama ne "mist" kelimesinin ne de hikayenin çöplükle bir alakası var.
Kaynakça:
Wikipedia "Partners in Crime (Short Stories)"
AGATHA CHRISTIE’s Partners in Crime, by Michael Grost
.
.
Basım Yılı: Mayıs 2010
Sayfa Sayısı: 287
Agatha Christie'nin genç dedektifleri Tommy ve Tuppence Beresford çifti kurdukları Blunt Dedektiflik Bürosu'na gelen ilginç olayları çözerken her bir konu için polisiye edebiyatının ünlü dedektiflerinden birinin tarzına bürünürler. Kitap bu yönüyle, zevkle okunan bir dedektif hikayeleri silsilesidir.
Dairedeki Peri ve Bir Demlik Çay: Tommy ve Tuppence'ın dedektiflik bürosu, Herbert Jenkins'in Malcolm Sage isimli romanından esinlenerek oluşturulmuştur. Malcolm Sage'in dedektiflik bürosunun da aynı şekilde bir sekreteri (Tuppence'in Miss Robinson rolü) ve genç bir odacısı (Beresford'ların yardımcısı Albert) vardır. İki büro da telefon hatları ve alarmlarıyla dönemin modern birer mekanıdır. Sage işleri yoğunsa yeni gelen müşterileri kovabilecek kadar kaba olabilirken, Tommy ve Tuppence yoğun oldukları izlenimini vermek için gelenleri bekletmektedir.
Pembe İnci Olayı: Tommy bu hikayede kime öyküneceği konusunda biraz kararsızdır. Önce güzel şık bir ropdöşambır, bir çift Türk terliği ve kemanıyla Arthur Conan Doyle'ün Sherlock Holmes'ü olmaya karar verir ancak olay mahallini soruşturmaya giderken fikir değiştirir. Richard Austin Freeman'ın ünlü karakteri Dr Thorndyke'a öykünür, Tuppence ise onun asistanı Nathaniel Polton rolünü oynar.
Uğursuz Yabancı Olayı: Valentine Williams'ın Francis ve Desmond Okewood kardeşleri baz alınmıştır. Bölümde yine Tuppence'ın ağzından yazarın Çarpık Ayaklı Adam öyküsüne bir gönderme vardır.
Papazdan Kaçınmak ve Gazete Elbiseli Adam: Bu iki bölümlük hikaye şimdilerde neredeyse unutulmaya yüz tutmuş bir yazar olan İsabel Ostrander'ın Havadaki Kanıt öyküsüyle paraleldir. Her iki öyküde de ölen genç bir kadın kilit noktası mahiyetindeki son sözleriyle yer alır. Tommy ve Tuppence, eski bir polis memuru olan Tommy McCarty ve bir itfaiyeci Denis Riordan'ı oynamaktadırlar.
Kaybolan Kadının Gizemi: Sir Arthur Conan Doyle'nin Lady Frances Carfax'ın Kayboluşu isimli öyküsünü anımsatmakta, dedektiflerimiz Sherlock Holmes ve kadim dostu Watson'ı yadetmektedir.
Kör Adamın Oyunu: Bu bölümde Tommy, Clinton H. Staggs'ın kör dedektifi Thornley Colton gibi davranarak önce bir hayli eğlenir, sonrasında ise bu oyunu olayın çözümünde büyük bir rol oynar.
Sisteki Adam*: Klasik İngiliz yazar Gilbert Keith Chesterton'ın kurgu karakteri Father Brown stilinde bir hikayedir.
Kalpazan: Edgar Wallace'ın entrika tarzının bir yansıması şeklindedir.
Sunningdale'in Gizemi: Barones Orczy'nin Köşedeki Yaşlı Adam öyküsü üzerinden ilerlemektedir. Tuppence gazeteci Polly Burton havasındayken, Tommy ise Orczy'nin karakterlerinden Billy Owen kisvesinde bir ipe düğüm atıp durmaktadır.
Ölümün Pusuda Beklediği Ev: Bu dehşetli hikaye için Alfred Edward Wooley Mason'un ünlü dedektifi Hanaud ve Ok Evi isimli hikayesi ilham kaynağıdır. Savaş döneminde bir hastanenin ecza bölümünde çalışan Christie'nin bilgisini konuşturduğu usta işi zehir hikayelerinden biri olarak Beresford'ların külliyatında yerini alır.
Çürütülemez Kanıt: Cinayet öyküsü olmayan bu bölümde kanıt mefhumu çevresinde dönen dedektif hikayeleri yazarı İrlandalı Freeman Wills Crofts'ın Scotland Yard Müfettişi Joseph French model alınmıştır.
Rahibin Kızı ve Kırmızı Konak: İki bölüm devam eden bu hikaye, Anthony Berkeley'in dedektifi Roger Sherringham'ın bir parodisi gibi başlar ve ünlü İngiliz polisiye yazarı Henry Christopher Bailey'in Dr. Fortune hikayelerinden Menekşe Tarlası'nı anımsatarak devam eder.
Büyükelçinin Botları: Yine H. C. Bailey'in dedektifleri doktor Reginald Fortune ve polis şefi Bell'in izlerini takip eden bir hikayedir.
16 Numaralı Adam: Agatha Christie burada kendi meşhur romanlarından Büyük Dörtler'i model alır ve esinlenilen dedektifimiz tabii ki Hercule Poirot'dur.
*Altın Kitaplar'da isim Çöplükteki Adam olarak çevrilmiş ama ne "mist" kelimesinin ne de hikayenin çöplükle bir alakası var.
Kaynakça:
Wikipedia "Partners in Crime (Short Stories)"
AGATHA CHRISTIE’s Partners in Crime, by Michael Grost
.
.
12 Nisan 2011 Salı
ÖLÜM SAATLERİ_Agatha Christie
Yayın Evi: Altın Kitaplar
Basım Yılı: Mart 2009
Sayfa Sayısı: 256
Nisan ayı Agatha Christie Okumaları'mın ilk kitabı Ölüm Saatleri'ydi. İçinde tadımlık Hercule Poirot da barındıran roman, genel itibariyle sürükleyen, akıcı bir anlatıma sahip. Daha önceki okuyuşumda da beğenmiş olduğumu hatırlıyorum. Ortalama bir Christie ayarında, sonunda taşların düzenlice yerli yerine oturduğu bir kitap.
Ölüm Saatleri'nde Agatha Christie, yazarın ve Colin Lamb adında bir genç adamın gözüyle olayları anlatmayı uygun bulmuş. Bir parça hareket katmak istedi herhalde.
Colin, bir casusluk görevi için Wilbraham Crescent semtini dolaşırken evlerin birinden genç bir kız fırlar ve içeride kör bir kadının bir ölünün üzerinde gezindiğini haykırır. Kızın adı Sheila Webb'tir ve bir daktilo bürosunda çalışmaktadır. İş için çağırıldığı eve geldiğinde orta yaşlı bir adamın cesediyle karşılaşmış ve şok geçirmiştir. Odada aynı zamanda hepsi bir saat ileri gitmiş dört saat bulunur. Evin sahibi Miss Pebmarch, genç kızı bürodan istemediğini söyler. Birkaç gün sonra daktilo bürosundan bir kız öldürülür. Olayların iyice karmaşık bir hal alması üzerine, Colin'in eski dostu Hercule Poirot'ya başvurur. Sevgili dedektifimizin küçük gri hücreleri ve olayları karşı apartmandan gözleyen bir kız çocuğunun yardımıyla esrar çözülür.
Kitapta Hercule Poirot iyice yaşlanmış ve her zamanki adeti üzere koltuğunda oturarak olayları çözebileceğini ifade etmekte, Christie onun bu forsunu bozmamak için Colin Lamb'ı oluşturmuş olmalı. Sonlara doğru köpek-sahibi benzetmesinde açıkladığı gibi, onun yerine sağa sola koşacak, ortalığı didikleyecek birini bulmuş.
Bu arada Poirot'nun her zamanki gibi anlaşılmaz görünen tekerlemeler* mırıldanması ve bu defakileri Alis Harikalar Diyarında kitabından seçmesi çok güzeldi.
Ölüm Saatleri'nde cinayetin çözümüne direk etkisi olmasa da olay mahallinde anlatılan evlerin konumu biraz karışık geldi bana. Bazı Christie kitaplarında olduğu gibi bir kroki görebilsek iyi olurdu diye düşünüyorum.
* Agatha Christie ve kitaplarında geçen Çocuk Tekerlemeleri üzerine sıkı bir derleme okumak için cinairoman tartışma platformunu ziyaret edebilirsiniz.
Basım Yılı: Mart 2009
Sayfa Sayısı: 256
Nisan ayı Agatha Christie Okumaları'mın ilk kitabı Ölüm Saatleri'ydi. İçinde tadımlık Hercule Poirot da barındıran roman, genel itibariyle sürükleyen, akıcı bir anlatıma sahip. Daha önceki okuyuşumda da beğenmiş olduğumu hatırlıyorum. Ortalama bir Christie ayarında, sonunda taşların düzenlice yerli yerine oturduğu bir kitap.
Ölüm Saatleri'nde Agatha Christie, yazarın ve Colin Lamb adında bir genç adamın gözüyle olayları anlatmayı uygun bulmuş. Bir parça hareket katmak istedi herhalde.
Colin, bir casusluk görevi için Wilbraham Crescent semtini dolaşırken evlerin birinden genç bir kız fırlar ve içeride kör bir kadının bir ölünün üzerinde gezindiğini haykırır. Kızın adı Sheila Webb'tir ve bir daktilo bürosunda çalışmaktadır. İş için çağırıldığı eve geldiğinde orta yaşlı bir adamın cesediyle karşılaşmış ve şok geçirmiştir. Odada aynı zamanda hepsi bir saat ileri gitmiş dört saat bulunur. Evin sahibi Miss Pebmarch, genç kızı bürodan istemediğini söyler. Birkaç gün sonra daktilo bürosundan bir kız öldürülür. Olayların iyice karmaşık bir hal alması üzerine, Colin'in eski dostu Hercule Poirot'ya başvurur. Sevgili dedektifimizin küçük gri hücreleri ve olayları karşı apartmandan gözleyen bir kız çocuğunun yardımıyla esrar çözülür.
Kitapta Hercule Poirot iyice yaşlanmış ve her zamanki adeti üzere koltuğunda oturarak olayları çözebileceğini ifade etmekte, Christie onun bu forsunu bozmamak için Colin Lamb'ı oluşturmuş olmalı. Sonlara doğru köpek-sahibi benzetmesinde açıkladığı gibi, onun yerine sağa sola koşacak, ortalığı didikleyecek birini bulmuş.
Bu arada Poirot'nun her zamanki gibi anlaşılmaz görünen tekerlemeler* mırıldanması ve bu defakileri Alis Harikalar Diyarında kitabından seçmesi çok güzeldi.
Ölüm Saatleri'nde cinayetin çözümüne direk etkisi olmasa da olay mahallinde anlatılan evlerin konumu biraz karışık geldi bana. Bazı Christie kitaplarında olduğu gibi bir kroki görebilsek iyi olurdu diye düşünüyorum.
* Agatha Christie ve kitaplarında geçen Çocuk Tekerlemeleri üzerine sıkı bir derleme okumak için cinairoman tartışma platformunu ziyaret edebilirsiniz.
9 Nisan 2011 Cumartesi
SON GECE / LAST NİGHT [2010]
Bazen bir filmi izlediğinizde onunla ilgili neden pek bir şey duymadığınızı, sessiz sedasız kenarda kalma nedenini daha iyi anlıyorsunuz. İran asıllı yönetmen Massy Tadjedin'in ilk denemesi Last Night, kendisini kanıtlamış oyunculardan kurulu kadrosuna rağmen böyle iddiasız ve tekdüze bir film.
7 seneyi devirmiş, rayına oturarak sakinleşmiş bir evliliği sürdüren Joanna (Keira Knightley) ve Michael (Sam Worthington)'ın mutlulukları, Michael'in iş arkadaşı Laura (Eva Mendes)'yla yakınlaşmasıyla sarsılır. Çiftin kavgasının ardından Michael, Laura'nın da bulunduğu bir iş gezisine çıkar, Joanna ise eski bir arkadaşıyla (Alex rolünde Guillaume Canet) karşılaşır. Ayrı geçirdikleri bir gün ve gece boyunca Joanna ve Michael'ın evliliği işin içine giren üçüncü şahıslarla ciddi bir sınavdan geçecektir..
5 Nisan 2011 Salı
AGATHA CHRİSTİE OKUMALARI [Nisan 2011]
Ölüm Saatleri
Neredeyse tamamına yakını Christie'nin insana güven veren, sevimli Miss Marple'ını içeren kitaplarımı okumak için sabırsızlandığımı söylememe gerek yok sanırım.
Bu arada polisiye romanların kraliçesini seven, romanlarıyla haşır neşir olmaktan hoşlananlar için kapımız açık. Nisan ayı boyunca okumalarımıza katılabilir, ay sonunda yorumlarınızı bizimle paylaşabilirsiniz.
20 Mart 2011 Pazar
İSTİRİDYE ÇOCUĞUN HÜZÜNLÜ ÖLÜMÜ_Tim Burton
Yayın Evi: Altıkırkbeş Yayınları
Basım Yılı: Ekim 2008
Sayfa Sayısı: 125
Şiirleri okuduğumdan beri "tarz" üzerine düşünüyorum. Kendine özgü bir anlatımı olması Tim Burton'un en ciddi avantajlarından biri bana göre.
Öykümsü şiir kitabında hikayeleri anlatılan bir dolu kız ve oğlan çocuğu, hepsi birbirinden enteresan ve dramatik karakterler.
İşin hoş tarafı Tim Burton'un dizelerinde istediği gibi dalga geçebilmesi, tasvir ettikleriyle iğnelemesi. Bunu yaparken ürkütücü, nerdeyse mekanik denilebilecek bir atmosfer oluşturması harikulade bir şey. Hatta bir yerinde ismini verirse onu dava edebilecek birinden dem vuruyor umarsız bir şekilde.
Kafasındaki dişliler başka türlü çalışan bu tuhaf adamın anlattıklarını okurken, kocaman gözlü, dikiş ağızlı hikaye kahramanlarının çizimleri de sağ taraftan o çılgın hayalleri tamamlıyor. Dönüp dolaşıp okunası, tebessümle gözyaşı arasında bir kitap.
Basım Yılı: Ekim 2008
Sayfa Sayısı: 125
Şiirleri okuduğumdan beri "tarz" üzerine düşünüyorum. Kendine özgü bir anlatımı olması Tim Burton'un en ciddi avantajlarından biri bana göre.
Öykümsü şiir kitabında hikayeleri anlatılan bir dolu kız ve oğlan çocuğu, hepsi birbirinden enteresan ve dramatik karakterler.
İşin hoş tarafı Tim Burton'un dizelerinde istediği gibi dalga geçebilmesi, tasvir ettikleriyle iğnelemesi. Bunu yaparken ürkütücü, nerdeyse mekanik denilebilecek bir atmosfer oluşturması harikulade bir şey. Hatta bir yerinde ismini verirse onu dava edebilecek birinden dem vuruyor umarsız bir şekilde.
Kafasındaki dişliler başka türlü çalışan bu tuhaf adamın anlattıklarını okurken, kocaman gözlü, dikiş ağızlı hikaye kahramanlarının çizimleri de sağ taraftan o çılgın hayalleri tamamlıyor. Dönüp dolaşıp okunası, tebessümle gözyaşı arasında bir kitap.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)













