cengiz aytmatov etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cengiz aytmatov etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2018 Cuma

CEMİLE Cengiz Aytmatov

Yayın Evi: Ötüken Yayınları
Basım Yılı: 2017
Sayfa Sayısı: 80

Cengiz Aytmatov'un ilk eserlerinden, incecik bir kitap; Cemile. Yazarın güzelim tasvirleriyle dokuduğu, yalın ve hüzünlü bir hikaye. Anlattığı olaylara etik ve gerçekçi bir açıyla bakarsanız farklı, edebi yazının lezzetine vararak anlatının duygusallığına kapılırsanız başka şekilde okumanız mümkün.

Rüzgâr boz­kır­dan çi­çek­len­miş pe­lin­le­rin kek­rem­si ko­ku­su­nu, çok az du­yu­lan ol­gun ar­pa ko­ku­su­nu ge­ti­ri­yor, bü­tün bun­lar ter­le­yen at­la­rın ko­şum ko­ku­la­rı­na, ko­şum­la­rın kat­ran ko­ku­su­na ka­rı­şa­rak in­sa­nın ha­fif­çe ba­şı­nı dön­dü­rü­yor­du.   

Bir yan­da, yo­lun üst ta­ra­fın­da, ya­ban­gül­le­ri­nin kap­la­dı­ğı ka­ya­lık­lı ya­maç­lar yük­se­li­yor­du. Öbür ta­raf­ta, aşa­ğı­lar­da, sö­ğüt ve kü­çük ya­banî ka­vak kü­me­le­ri­nin ara­sın­da, Kur­kur­cu ça­yı ça­ğıl­dı­yor­du hiç bık­ma­dan. Ba­zen, ge­ri­ler­de bir yer­den, köp­rü­den iki ta­ra­fa ge­çen tren­le­rin uğul­tu­la­rı du­yu­lu­yor­du. Tren­ler uzak­la­şır­ken, de­mir te­ker­lek­le­rin di­lin­ce söy­le­nen güf­te­le­ri de uzun sü­re peş­le­rin­den sü­rük­lü­yor­du. [sf 45]

Çok ge­niş bir hül­ya akı­mı, ha­sat za­ma­nı­nı bek­le­yen ol­gun, gö­ğün ma­vi­si­ne bü­rün­müş buğ­day­la­rı dal­ga­lan­dı­rı­yor, şa­fak ön­ce­si­nin ışık le­ke­le­ri tar­la­la­rı ko­şa­rak ge­çi­yor­du. De­ğir­men ya­nın­da yaş­lı, sık sö­ğüt­ler yap­rak­la­rı­nı hı­şır­da­tı­yor, de­re­nin öte­sin­de­ki ça­dır­la­rın ateş­le­ri sö­nü­yor, ne ol­du­ğu­nu an­la­ya­ma­dı­ğım göl­ge gi­bi bir­şey, ba­zen bah­çe­ler ara­sın­da kay­bo­la­rak, ba­zen ye­ni­den gö­rü­ne­rek kar­şı kı­yı­ya, köy­den ya­na, ses­siz­ce sıç­ra­yıp gi­di­yor­du. Rüzgâr ora­lar­dan el­ma ko­ku­la­rı­nı, çi­çek­len­miş mı­sır­la­rın ye­ni sa­ğıl­mış süt gi­bi sı­cak öz­le­ri­nin, bal­la­rı­nın ko­ku­su­nu ve ku­ru­muş güb­re­le­rin ılık ne­fes­le­ri­ni ge­ti­ri­yor­du. [sf 50] 

Ağzımızı açıp tek kelime konuşmadık. Hem konuşmaya ne gerek vardı? İnsan her şeyi anlatamaz. Zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez. [sf 51]

Tekerlek izlerini sular doldurmuştu. Nane kokusu sarmıştı ortalığı. Koşuyordum, yurdumun, toprağımın üstünde koşuyordum, tepemde kırlangıçlar yarışıyordu ah! O sabah güneşinin, dumanlı dağların, kırağıyla ıslanmış yoncaların resmini yapabilseydim bulsaydım da arkın kenarında büyümüş o yalnız ayçiçeğinin resmini yapabilseydim. [sf 63]

Yağmur yağıyor ben samanların içine gömülmüş yatıyor ve elimin altında kalbimin heyecanla çarptığını duyuyordum. Mutluydum. Bir hastalıktan sonra ilk defa güneşe çıkmış gibi bir duygu vardı içimde. [sf 72]

9 Aralık 2012 Pazar

BEYAZ GEMİ _ Cengiz Aytmatov


Yayın Evi: Elips Yayınları
Basım Yılı: 2007
Sayfa Sayısı: 144

Nesri de şairane yazan kalemleri seviyorum. Cengiz Aytmatov'un daha önce okuduğum kitapları gibi Beyaz Gemi'de de isminden itibaren başlayan saf, duru ve etkileyici bir anlatım var. Bir avuç insandan yola çıkarak öyle çok şey söylüyor ki..

Ormanlarla kaplı dağların çevrelediği San-Taş vadisinin üç haneli korucu yerleşkesinde dedesi Mümin ve üvey ninesiyle yaşayan bir çocuk vardır. Annesi ve babasının çok küçükken terk edip gittikleri çocuğu seven tek kişi dedesidir. Teyzesine çocukları olmadığı için hayatı zindan eden eniştesi Urazkul ile orman işçisi Seyit Ahmet'in ailesi komşu iki evde otururlar. 

Henüz okula başlamamış olan çocuk kendi dünyasında mutluluk veren küçük şeylerle avunur: dedesinin anlattığı masallar, şekillerinden dolayı Deve, Kurt, Eyer ve Tank adını verdiği kayalarıyla oynamak, dedesinin onun için minik bir havuz gibi çevirdiği dere kenarında yüzmek ve dağa çıkarak dürbünle uzaklara bakmak.. Dağdan baktığında kasabayı ve Issık Gölü görmektedir. Göl üzerinde bazen bir beyaz gemi görünüp kaybolur. Çocuk bu gemide babasının olduğunu ve bir gün yüzerek yanına gideceğini hayal eder. Fakat hayat, safiyâne hayallerinin çok uzağında cereyan etmektedir..

Kısa bir özetle anlatılamayacak kadar güzel bir kitap Beyaz Gemi. Yüzlerce incelikli ayrıntıdan örülmüş bir halk masalı gibi. Dedesinin acziyeti ve çocuğun inançlarını çerçeveleyen Urazkul'un zulmü, aydınlık bir düş gibi beliren gemi v.b. Aytmatov, tanıdık metaforları ustalıkla kullanırken, yapışkan bir duygu sömürüsüne girmeden, sade cümleleriyle okuyucusunu etkisi altına alıyor. Bu ince hacimli romanın okuruna sunduğu derin edebi nefesten mahrum kalmamanızı diliyorum.