yasunari kavabata etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yasunari kavabata etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eylül 2012 Pazar

BİN BEYAZ TURNA _ Yasunari Kavabata

Yayın Evi: Altın Kitaplar
Basım Yılı: 1969
Sayfa Sayısı: 123

Bereketli Kiraz Çiçekleri kitabımın içinden çıkan üçüncü kitap Bin Beyaz Turna, Kavabata'nın Nobel ödülü almış romanlarından biri. 

Bir çay törenine katılmak üzere babasının eski arkadaşlarından Chikako Kurimoto'nun evine giden Kikuji, orada Chikako'nun onu evlendirmek istediği genç bir kızla tanışır. Son derece güzel bir kız olan İnamura, elinde beyaz turnalarla süslü pembe ipekten küçük bir mendil tutmaktadır. 

Kikuji, aynı toplantıda babasının eski metresi Bayan Oota ve kızı Fumiko'yu da görür. Ev sahibesi Chikako'nun tüm uzaklaştırma çabalarına rağmen Bayan Oota'yla konuşmak için dayanılmaz bir istek duyar..

Esasen Kavabata'nın en şeytani karakterlerinden biri; Chikako, bu kitabı bir hayli ilginç kılıyor. Kikuji ise roman boyunca kadınlar üzerinde saltanatını sürdürmekle beraber, zaman zaman yaptıklarının bedelini de ödüyor.

Kavabata için olay örgüsü bir araçtan öteye gitmiyor her halukârda.  Yine, Bin Beyaz Turna'nın en güzel tarafı; gizemli fısıltılar gibi etrafta dolaşan ruhlar, eşyanın karakterine dair anlatılanlar ve çay seremonilerinin etkileyici ayrıntıları diyebilirim.

Okuduğum dört kitabı; Karlar Ülkesi, Kiraz Çiçekleri, İzu'lu Dansöz ve Bin Beyaz Turna üzerinden söyleyebilirim ki Yasunari Kavabata, Japon Edebiyatı'nın iyi ve sağlam taşlarından. Aldığı ödülleri böyle gerçekten hakeden çok az yazar var.

22 Eylül 2012 Cumartesi

İZU DANSÖZÜ _ Yasunari Kavabata

Yayın Evi: Altın Kitaplar
Basım Yılı: 1969
Sayfa Sayısı: 31

İzu Dansözü, ya da diğer adıyla İzo'lu Dansöz, Yasunari Kavabata'nın uzun bir hikayesi. Kiraz Çiçekleri'ni okurken yazarın diğer kitaplarını da edinmeye karar vermiştim. Sahaftan aldığım kırmızı kitabın içinde İzu'lu Dansöz'ü de görmek çok hoş bir tesadüf oldu benim için.

Yirmi yaşlarında bir delikanlı, İzu'ya doğru bir yolculuğa koyulmuştur. Konakladığı kaplıcalardan birinde gezgin çalgıcılarla karşılaşır. Yanlarında genç bir dansöz kız da vardır. Genç adam kızdan çok etkilenir ve yolun kalanına beraber devam ederler..

İzu'lu Dansöz'de Kavabata, yine çok büyük sözler etme kaygısı duymadan, sıradan insanların gündelik hayatına dair bir kesiti anlatıyor. Çalgıcı ailenin birbirleriyle ilişkileri ve onlarla bir şekilde tanışan genç adamın yakınlaşma çabalarıyla birkaç günlük bir yol arkadaşlığının öyküsü diyebiliriz.

Kesin son da dahil herşeyi bildiğini iddia eden yazarlar ne kadar iticiyse, Yasunari Kavabata  belirsizlikleriyle o ölçüde rahatlatıcı. Yavaş yavaş okuyucusunu saran yazınında irkiltici, huzursuz edici bir nokta bulmak olası görünmüyor.

21 Eylül 2012 Cuma

KİRAZ ÇİÇEKLERİ (Kyoto) _ Yasunari Kavabata

Yayın Evi: Altın Kitaplar
Basım Yılı: 1969
Sayfa Sayısı: 191


Kavabata'dan ilk olarak Karlar Ülkesi'ni okumuştum. Romandaki muğlak ifadeler okurken zorlasa da Yasunari Kavabata kolay vazgeçeceğim bir yazar değildi benim için. Zîrâ belli belirsiz, birkaç kelime/cümleyle çiziliverilen tasvirleri, herşeyi apaçık göz önüne seren  anlatımlardan çok daha fazla severim. Ayrıca kalemindeki sükûnet, Kavabata ile yolumun uzamasına sebepti.

Kiraz Çiçekleri'ni, romanlar (ve oyunlar) konusunda paralel zevklere sahip olduğum bir blogger arkadaşımın, sevgili Eren'in yazısıyla farketmiş, güzel anlatımının da etkisiyle çok merak etmiştim. Kavabata okurken ikinci tercihim bu kitap oldu böylelikle.

Çieko, kumaş tüccarı olan babası Takiçiroo ve annesi Şigeyle, Kyoto şehrinde yaşayan genç bir kızdır. Kiraz çiçeklerinin açmaya başladığı mevsimde çocukluk arkadaşı Şiniçi'yle birlikte kentin park ve bahçelerinde dolaşırlar. Aralarında hafiften bir çekim de yok değildir.

Gezmeyi ve doğayı keşfetmeyi çok seven Çieko, gittiği bir dağ köyünde kendisine çok benzeyen bir kızla tanışır. Naeko isimli genç kız, bulunmuş bir çocuk olan Çieko'nun daha önce hiç görmediği ikizidir. Çieko'nun ailesi, Naeko'yu da kendi kızları gibi bağırlarına basmaya hazır olduklarını söylerler. Naeko ise böyle bir teklifi kabul etmeyecek kadar gururludur, kızkardeşini çok sevmesine rağmen ona karşı bile mesafesini korur.

Takiçiroo'nun aile dostlarından dokumacı Soouske'nin oğlu Hideo, Çieko'ya ilgi duymaktadır. Fakat kızdan beklediği karşılığı göremeyince, bir festivalde karşılaştığı Naeko'ya evlenme teklif eder. Bu esnada Şiniçi'nin ağabeyi, Çieko'nun babasına işlerinde yardımcı olmakta,yavaş yavaş aileye girmeye hazırlanmaktadır.

Esasen konusunu toparlamak zor, kitap boyunca önemli olan ne olup bittiği de değil zaten. Söze dökülmeyen konuşmalar, o güzelim kiraz çiçeklerinin süslediği bahçelerde dolaşmak, Kyoto'nun hiç bitmeyen festivalleri, kimono desenleri tasarlayan Takiçiroo'nun bunalımları, basit ve içten ev hayatı, dokuma atölyeleri v.b.. Roman, adeta içsel bir yolculuk gibi, sessiz, sakin, huzurlu.

Okurken sık sık durdum ve 'bu, işte tam istediğim gibi bir kitap' dedim kendi kendime. Kelimelerle tarifi olmayacak kadar çok beğendiğimi söylemeliyim. Fakat öyle nevi şahsına munhasır bir roman ki, mutlaka okuyun veya tavsiye ederim gibi cümleleri genele kurmak mümkün değil. Yazının ruhuyla benzer bir haliniz varsa sever, hareket ve macera kaygısındaysanız nefret edebilirsiniz.


2 Eylül 2012 Pazar

KARLAR ÜLKESİ _ Yasunari Kavabata

Yayın Evi: Cem Yayınevi
Basım Yılı:1993
Sayfa Sayısı: 144

Ünlü Japon yazar Yasunari Kavabata'nın nobel ödüllü romanı Karlar Ülkesi,bir kaplıca köyüne tatile giden Şimamura isimli evli bir adamla, orada aşık olduğu Komako adındaki geyşanın uzun bir hikaye denilebilecek ilişkisini anlatıyor. 
Adeta bir 'haiku' diye nitelendirilen roman, Japon kültürüne yakışır şekilde gayet sakin bir akışa sahip. Birkaç kelimeyle çizilen doğa tasvirleri ne denli etkileyiciyse, kitabın temelindeki ilişki bir o kadar anlaşılmaz ve karmaşık. Kimin neyi neden yaptığını anlamanız için bir hayli çaba sarfetmeniz gerekiyor. Bendeki basımın çevirmeni Nihal Yeğinobalı, kitabı İngilizce halinden aktardığı için bir miktar anlam kaybı olduğunu da zannediyorum. Açıkçası kitaptan tatmin edici bir sonuç alamadım. Ama olumsuz bir şey yazmaya kıyamayacağım kadar da hoş olduğunu söylemeliyim. Fırsat bulduğumda yeniden okumak niyetindeyim, belki göremediğim bazı noktaları keşfetmek mümkün olur.