Yayın Evi: Can Yayınları
24 Haziran 2026 Çarşamba
VAHŞİ KİTAP Juan Villoro
12 Haziran 2026 Cuma
ROMAN GİBİ Daniel Pennac
Yayın Evi: Metis Yayınları
27 Nisan 2026 Pazartesi
MARTI Anton Pavloviç Çehov
Yayın Evi: İş Bankası Yayınları
Vanilya çiçeği kokuyor değil mi? Hemen mim koyarım:
"Ağdalı bir koku, çiçeği dul kadın giysisi renginde, bir yaz akşamı tasvirinde kullanılacak..." Sizin ağzınızdan ve kendi ağzımdan çıkan her sözcüğü kaptığım gibi, edebiyat dağarıma tıkıştırırım, bakarsın işe yarar!
Bir çalışmayı bitirdiğimde dinlenebilmek, havasından çıkmak için tiyatroya ya da balık tutmaya koşarım.
Ama hayır! Demir gülleye benzeyen bir şey kafamın içinde yuvarlanmaya başlamıştır bile. Yeni bir konu masaya sürükler beni ve dinlenme fırsatı bulamadan bir kez daha yazmaya koyulurum. Bu böylece sürüp gider... Kendimden rahat yoktur bana. Tanımadığım birilerine bal vermek için kendi hayatımı yok ettiğimi, en güzel çiçeklerimin tozunu yağmaladığımı, çiçeklerin kendilerini de koparıp köklerini ayaklarımın altında ezdiğimi hissederim. Şimdi, kaçık değil de ne derler bana? [sf 41]
14 Şubat 2026 Cumartesi
BAYAN BILLY Eleanor Hodgman Porter
Yayın Evi: Dorlion Yayınları
1 Ocak 2026 Perşembe
GEÇMİŞE YOLCULUK Stefan Zweig
Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Yayınları
Sayfa Sayısı: 52
Bu dizeler belleğinde canlanır canlanmaz buna sihirli bir hızla bütün bir fotoğraf ekleniverdi. Altın sarısı lambanın loş salonda ateş gibi yandığı bir akşam, kadın ona Verlaine’in şiirini okumuştu. Kadının o günde oturuşu gözünün önünde canlandı; lambanın gölgesinde karanlıkta kalmıştı, hem yakın hem uzaktı, sevdiği ve ulaşamadığı kadın; yüreğinin o gün heyecandan nasıl çarptığını bir anda hissetti. Kadının mısraların ahenkli dalgasında titreşen sesi çalındı kulağına, şiirde –yalnızca şiirde bile olsa– “özlem” ve başka dilde ve başkaları için söylenmiş bile olsa- “aşk” deyişini duydu. bu sesin onda nasıl unutulmaz bir yankı bıraktığını düşündü. O sesten, onun sesinden bunları duymak sarhoş ediciydi. Bu şiiri yıllardır nasıl unutmuştu; evde yalnız kaldıkları ve yalnız olmaktan akılları karışınca tehlikeli konuşmalardan kaçıp kitapların tehlikesiz dünyasına sığındıkları; bazen derin duygularını açık itirafının çalılıklarda yanan ışık gibi sözcüklerin ve melodilerin ardına birdenbire parladığı; çılgınca ışıldadığı, itirafın kendi var olmasa da mutluluk verdiği o akşamı nasıl unutmuştu? Bunca zamandır nasıl unutabilmişti? Peki bu kayıp şiir aklına nasıl bir anda gelivermişti? Dizeleri gayriihtiyari içinden okuyup tercüme etti:
Issız eski parkta karlar içinde,
Arıyor geçmiş iki gölge [sf 51]




