nilay özer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nilay özer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2017 Salı

OL!.. Nilay Özer

Yayın Evi: Yasakmeyve
Basım Yılı: 2010
Sayfa Sayısı: 76

Zaman zaman yeni isimlerin şiirlerine bakmayı seviyorum. Nilay Özer'in bu kitabı da uzun süre kitaplığımda durduktan sonra kısaca okuyup bitirdiklerimdendi.

Kitapta sadece Sanatoryum şiirini ve Babam İçin Bir Sonsuz şiirinde geçen 'kitapların zifiri ferahlığı' tabirini işaretlemişim.

Etkileyici söz öbekleri, kurşunları peşpeşe boşaltmalar filan hepsi iyi güzel de birbiriyle tamamen uyumsuz dizelerin sürekli arka arkaya gelmesi okurken bir rahatsızlık hissi oluşturuyor.

Nilay Özer'in şiiri hakkında kararsızım, ne çok sevdim diyebilirim ne de hiç sevmedim.  



kendime üzülmenin rengini bulamadım
sonbaharın paletinden kayıp düşmüş olmalı
sana geldim bir hasta valizi gibi ağır
s ö z l e r i m a d ı m l a r ı m
beyaz çarşafların şefkatine dolanır
öksürüğünü yutan duvarların iyiliği
ölüm kışa yenilsin çünkü ben de yok
bıraktığın yerden başlamak cesareti

benden saklama günlerin bildiğini
göğsünde yağmurlarla indiğini geceye
söyle, kanıyorum de, nerde sevda kürleri
nerde izimi süren dalgın patika
ışık haylazlığıyla çerçevesinden taşmış
bir kır manzarasına yetmez hapların rengi

sarı da zamandandır sende kırılır belki
ciğerlerime batar bu yaralı camşehir
yine bir elveda için eğilirken gök
gücenik bir şal gibi bir dilek tutar gibi
hiç olmamışsın gibi durur karşımda
yarım kalmış mendiller boş kolonya şişeleri
ölüm kışa yenilsin gülüm bende yok
kaldığın yerden ağlamak inceliği...  [Sanatoryum, sf 45]