Yayın Evi: Bilgi Yayınevi
Basım Yılı: Eylül 2006
Sayfa Sayısı: 184
Kütüphanede Haldun Taner'in kitaplarını ne zaman karıştırsam hemen okuma isteği uyanır içimde, Türkçesinin güzelliği beni alıp götürürdü. Fakat düzen tutkunu olduğum bir döneme rastgelmiş olduğundan, onbeş-yirmi kitap sonrasına kadar ödünç alıp okuyacaklarımın listesi varken elimde, Haldun Taner'e ulaşamaz, kitaplarına bakar bakar geri bırakırdım.
Geçenlerde Sabahattin Ali'yi okuduktan sonra yazarın, yeğenimden ganimet hikaye kitabına şöyle bir bakayım dedim. Ne olduğunu anlamadan birkaç hikaye birden okumuşum.
Haldun Taner'in dili öyle saf ve akıcı ki, hikayelerinin kolaylıkla yazıldığı yanılgısına kapılıyorsunuz anlatısında gezinirken. Halbuki cümlelerinde öyle bir yalınlığa ulaşabilmek her yazarın harcı değil.
Genellikle eşyayla özdeşleşen insan üzerine hikayelerdi bu kitapta toplananlar. Hemen hemen her birinde bir cismani temel motif vardı. Hikaye anlattığını hissettiren kurguları da ilginç geldi bana. Meselâ İznikli Leylek hikayesinin son cümlelerine bakalım;
"Halbuki ben, şu hulyalı İznik sabahı, yere sırtüstü yatıp masmavi gökyüzüne bakarak kafama üşüşen hayallere geçit resmi yaptırmak, sonra da hasırın üzerine bağdaş kurup yaralı leyleğin hikayesini yazmak istiyordum."
Bu cümleleri söyleyen yazarın, onu çoktan yazmış oluşundaki ironiyi seviyorum.
Kişisel ilgilerimin dışında kaldığı için diğerleri gibi merak duymadığım; futbol hikayesi Ases ve bir köpeğin dolaşırken gördüklerini anlatan Sancho'nun Sabah Yürüyüşü hariç hikayelerin tamamını zevkle okudum. Onikiye Bir Var ve Ayak isimli hikayeler konularının ilginçliğiyle, Bayanlar 00 ile 45 Marka Seksapil ise konudan ziyade sunuluş şekilleriyle sınıfı geçti ama..
Biraz uzun sayılabilecek bir son hikaye mevcut kitapta, Gülerek Ölmek. Hikayenin, baş karakterinin Agatha Christie üzerine yaptığı yorum ve Hercule Poirot alıntısı gözönüne alındığında kitapta açıkara favorim olduğunu söylememe gerek yok sanırım. :)
Bütün Hikayeleri-3 kitabının arka kapak yazısını hikayeleri okuyup bitirdikten sonra gördüm. Kendi adıma, yazarın bu kitabı üzerinden hareketle, kurdukları her cümleye aynen katılıyorum;
"Haldun Taner, gerek oyunları, gerek hikayeleriyle edebiyatımızda önemli dönemeçlerin yapıtaşı olmuş bir usta. Türk ve Batı kültürünü çok iyi inceleyerek bir senteze varması, sanatının özünü oluşturan dil egemenliği, alışılmamış ve ender konular üzerine yoğunlaşması, eserlerindeki sağlam yapı ile kurgu düzeni ve derin kültür hazinesi, onu türk edebiyatının en önemli yazarlarından biri yapmıştır."
Bilhassa kültürel sentezlerle bakış açısını genişletmesi, farklı-modern edebiyatlardan beslenmesi yazarın dilinde çok güzel hayat buluyor. Gereğinden fazla karamsar, umutsuz davranıp okuyucusunu üzmemesi ayrıca takdir edilesi.
Bütün bu güzel hasletleri hasebiyle, Haldun Taner'in diğer hikayelerini ve tiyatro oyunlarını da okumak niyetindeyim. Benim gibi anadilinin edebi lezzetlerini sevenlere edebiyatımızın bu müstesna kalemini muhakkak tatmalarını tavsiye ediyorum.