Basım Yılı: 1994
Sayfa Sayısı: 191
Çok küçükken radyo tiyatrosu olarak dinlemiştim On Küçük Zenci'yi. Cinayetlerle bağlantılı olarak zenci biblolarının bir bir yokolduğu kısımlar tüylerimi ürpertmişti. Kitabı defalarca okuduktan sonra bile, hâlâ o bölümlere gelince aynı tuhaf hissi duyarım.
Agatha Christie'nin başyapıtlarından biri olan kitap, Devon açıklarında, kıyıdan bakıldığında zenci başını andıran bir görüntüsü olduğu için Zenci Adası denilen yere davet edilen sekiz kişinin yolculuklarıyla başlıyor. U.N.Owen adında gizemli bir kişiden gelen mektuplardaki çağrı üzerine yola çıkan konuklar adaya geldiklerinde Zenci Adası'nın bir malikane, küçük bir kumsal ve kayalıklardan ibaret bir yer olduğunu görürler. Onları karşılayan evin uşağı ve hizmetçisi, odalarına yerleşmelerine yardımcı olur ve ev sahibinin yarından önce orada olamayacağını bildirir. Akşam yemeğinden sonra misafirler oturma odasında kahve içerken nereden geldiği belli olmayan bir gramofon sesi, her birinin geçmişlerinde kaldığını sandıkları korkunç sırları tek tek ortaya dökmeye başlar. Neye uğradıklarını şaşıran konuklar için hazırlanan dehşetengiz oyun henüz yeni başlamaktadır..
Elbette ki On Küçük Zenci'nin en güzel taraflarından biri adını aldığı ve cinayetlerin düzenine göre işlendiği o malum şiir ama bunun haricinde gayet şiirsel bulduğum başka tarafları da var. Mesela Vera'nın hikayesi.. Onu kendi sonuna götürecek kadar hırpalayan acısını yaşarken hiç vicdan azabı çekmemesi çok enteresan.
Anthony'nin Devon yokuşlarından tozu dumana katarak sahile indiği sahne de Christie'nin kitaplarında en sevdiğim bölümlerden biridir. O tanımlamalar, o birkaç kelime eğreti sözle çizilen bütün bir görüntü..
Kitaptaki seri cinayetler için farklı farklı yöntemleri peşpeşe sıralayan dame Agatha'nın, her biri için ayrı ayrı efor sarfettiği de açıkça görülebiliyor. Yine de içlerinde en korkuncu Rogers'ınki, en naif olanı ise Emily Brent'inkiydi.
Agatha Christie okumaya iyi bir başlangıç olabilecek On Küçük Zenci, onun kitapları arasında diğerlerine hemen hemen hiç benzemeyen bir yapıya sahip. Bu harikulade eseri mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.










